İngilizce Şarkı Sözleri ve Anlamları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngilizce Şarkı Sözleri ve Anlamları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Shakira & Burna Boy – Dai Dai (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh (oh-eh)
Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh

You knew from the day you were born
Doğduğun günden beri biliyordun
That here in this place, you belong
Ait olduğun yerin tam da burası olduğunu
You've been this brave all along
Bunca zamandır hep bu kadar cesurdun
What broke you once, made you strong
Seni bir zamanlar kıran şey, daha da güçlü kıldı

Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!

Come follow your desire
Gel ve tutkunun peşinden git
Where there's a will, there's a way
İstek olan yerde her zaman bir yol vardır
You are the owner of that fire
O ateşin sahibi sensin
No one can take it away
Kimse onu senden alamaz

Sweat and blood to write your story
Kendi hikayeni yazmak için kan ve ter...
That is how you paved the way
Yolu işte böyle açtın
You're about to reach the glory
Zafere ulaşmak üzeresin
Only one step away
Sadece bir adım uzakta

All the highs and lows
Tüm o inişler ve çıkışlar
All the tears and the pain
Tüm o gözyaşları ve acı
You've been there through it all, been through it all
Hepsini yaşadın, hepsinden geçtin
Just do it again
Sadece bir kez daha yap

Now you got to believe (I believe)
Şimdi inanman gerek (İnanıyorum)
'Cause you know what it takes
Çünkü ne gerektiğini biliyorsun
To be living my dream
Hayalimi yaşamak için...
At the top of your game
Zirvandayken, yeteneğinin en üst noktasındayken
Feel it, got everything you needed
Hısset bunu, ihtiyacın olan her şeye sahipsin
Now bring it like you mean it
Şimdi tüm varlığınla sahaya koy bunu
Just like you mean it
Gerçekten ister gibi

Dale, no olvide' lo que vale'
Hadi, ne kadar değerli olduğunu unutma
Juega como tú sabes
Oyna bildiğin gibi
Como tú sabe'
Bildiğin gibi oyna

Energy's contagious (you know)
Enerji bulaşıcıdır (bilirsin)
And it never fails (no, no)
Ve asla şaşmaz (hayır, hayır)
No one's getting tired (I know)
Kimse yorulmuyor (biliyorum)
'Cause you got that fire (ayo)
Çünkü sende o ateş var
Dream a little higher
Biraz daha yükseğin hayalini kur
Let's go, let's go, let's go
Hadi gidelim, hadi!
Ayo
Ayo

We've taken all that our hearts can hold
Kalplerimizin taşıyabileceği her şeyi aldık
And we can't hold on to the past no more
Ve artık geçmişe tutunamayız
From the dirt and the tears, we make gold
Tozdan, topraktan ve gözyaşından altın üretiyoruz
And we are more than flesh and bones
Ve biz sadece et ve kemikten daha fazlasıyız

All the highs and lows (highs and lows)
Tüm o inişler ve çıkışlar
All the tears and the pain
Tüm o gözyaşları ve acı
You've been there through it all, been through it all
Hepsini yaşadın, hepsinden geçtin
Just do it again
Sadece bir kez daha yap

Now you got to believe (I believe)
Şimdi inanman gerek (İnanıyorum)
'Cause you know what it takes
Çünkü ne gerektiğini biliyorsun
To be living my dream
Hayalimi yaşamak için...
At the top of your game
Zirvendeyken
Feel it, got everything you needed
Hısset bunu, ihtiyacın olan her şeye sahipsin
Now bring it like you mean it
Şimdi tüm varlığınla ortaya koy bunu
Just like you mean it
Tüm kalbinle yaptığın gibi

Dale, no olvide' lo que vale'
Hadi, ne kadar değerli olduğunu unutma
Juega como tú sabes
Oyna bildiğin gibi
Como tú sabe'
Bildiğin gibi oyna

Pelé, Maradona, Maldini, Romário
Cristiano Ronaldo
El Pibe, Iniesta, Beckham y Kaká
Messi, Mbappé, Salah
Brasil, Uruguay, Argentina, Colombia
US, England, Germany, France
South Africa, España, México, Japan
Korea, Netherlands

Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh (oh-eh)
Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh

Knew from the day you were born
Doğduğun günden beri biliyordun
Here in this place, you belong
Ait olduğun yerin burası olduğunu
You've been this brave all along
Bunca zamandır hep bu kadar cesurdun
What broke you once, made you strong (ow)
Seni bir zamanlar kıran şey, daha da güçlü kıldı

Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!

Morgan Wallen – Been By Now (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

No need to act surprised
Şaşırmış gibi yapmana gerek yok
I've seen it in your eyes
Bunu gözlerinde gördüm
I feel it when we lie here worlds apart
Burada dünyalar kadar uzak yatarken bunu hissediyorum
It's easier to stay
Kalmak daha kolay
It's easier to say
Bunun artık bu kadar zor olmayacağı bir günün...
That there's gon' come a day it won't be this hard
Geleceğini söylemek daha kolay

Nah, we don't even fight like we used to
Hayır, artık eskisi gibi kavga bile etmiyoruz
We don't even care 'nough to cry no more
Ağlayacak kadar bile umursamıyoruz artık
It's been a hundred nights since I knew you
Seni gerçekten tanıdığımdan beri yüz gece geçti
How long we gonna keep lookin' at that door?
Daha ne kadar o kapıya bakıp duracağız?

If it was meant to be, we'da been by now
Eğer olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
We wouldn't have to keep tryna work things out
Sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmak zorunda kalmazdık
Yeah, baby, we're a breeze when the lights go down
Evet bebeğim, ışıklar söndüğünde hafif bir rüzgar gibiyiz
It wouldn't be so hard when we ain't in the dark
Karanlıkta değilken her şey bu kadar zor olmazdı
If we were in the stars, they'd have lined right up
Eğer yıldızlarda yazılı olsaydık, çoktan hizalanırlardı
Yeah, maybe from the start, we been tryin' too much
Evet, belki de en başından beri fazla zorluyoruzdur
I know you wanna think that it's what we found
Aradığımız şeyi bulduğumuzu düşünmek istediğini biliyorum
But if it was meant to be, we'da been by now
Ama olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu

If I could go and find
Gidip bulabilseydim eğer
The moment or the night
Kalbimin buz gibi soğuduğu
My heart went cold as ice, I'd light the match
O anı ya da o geceyi, bir kibrit çakardım
Don't wanna draw the line
Sınırı çizmek istemiyorum
Don't wanna say goodbye
Hoşça kal demek istemiyorum
But we're just wastin' time, girl, that we don't have
Ama sadece sahip olmadığımız zamanı harcıyoruz kızım

If it was meant to be, we'da been by now
Eğer olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
We wouldn't have to keep tryna work things out
Sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmak zorunda kalmazdık
Yeah, baby, we're a breeze when the lights go down
Evet bebeğim, ışıklar söndüğünde hafif bir rüzgar gibiyiz
It wouldn't be so hard when we ain't in the dark
Karanlıkta değilken her şey bu kadar zor olmazdı
If we were in the stars, they'd have lined right up
Eğer yıldızlarda yazılı olsaydık, çoktan hizalanırlardı
Yeah, maybe from the start, we been tryin' too much
Evet, belki de en başından beri fazla zorluyoruzdur
I know you wanna think that it's what we found
Aradığımız şeyi bulduğumuzu düşünmek istediğini biliyorum
But if it was meant to be, we'da been by now
Ama olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu

Nah, we don't even fight like we used to
Hayır, artık eskisi gibi kavga bile etmiyoruz
We don't even care 'nough to cry no more
Ağlayacak kadar bile umursamıyoruz artık
It's been a hundred nights since I knew you
Seni gerçekten tanıdığımdan beri yüz gece geçti
And I can't spend another lookin' at that door
Ve o kapıya bakarak bir gece daha geçiremem

If it was meant to be, we'da been by now
Eğer olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
We wouldn't have to keep tryna work things out
Sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmak zorunda kalmazdık
Yeah, baby, we're a breeze when the lights go down
Evet bebeğim, ışıklar söndüğünde hafif bir rüzgar gibiyiz
It wouldn't be so hard when we ain't in the dark
Karanlıkta değilken her şey bu kadar zor olmazdı
If we were in the stars, they'd have lined right up
Eğer yıldızlarda yazılı olsaydık, çoktan hizalanırlardı
Yeah, maybe from the start, we been tryin' too much
Evet, belki de en başından beri fazla zorluyoruzdur
I know you wanna think that it's what we found
Aradığımız şeyi bulduğumuzu düşünmek istediğini biliyorum
But if it was meant to be, we'da been by now
Ama olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu

Reba McEntire – Ring Ring (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Oh, ring, ring
Oh, çalıyor telefon
Pick up the phone
Aç şu telefonu
Ring, ring
Çalıyor telefon
Is anybody home?
Evde kimse yok mu?
Well I've only got one call
Beni koridorun sonuna götürmeden önce
Before they take me down the hall
Sadece tek bir telefon hakkım var

Oh, this is just a big ol' mess
Oh, bu tam anlamıyla devasa bir karmaşa
They're trying to get me to confess
Bana suçumu itiraf ettirmeye çalışıyorlar
But right now I plead the fifth
Ama şu an susma hakkımı kullanıyorum
I'm not even sure what I did
Ne yaptığımdan tam olarak emin bile değilim

But I've been on my best behavior
Ama ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

But there was something 'bout a pool stick
Ama bir bilardo ıstakası lafı dolanıyordu
Something 'bout a fat lip
Patlamış bir dudakla ilgili bir şeyler vardı
Something 'bout lipstick on my boyfriend's collar
Erkek arkadaşımın yakasındaki ruj lekesiyle ilgili bir şeyler...
A few choice words I apparently hollered
Görünüşe göre toplum içinde bağırdığım
In a public place
Ağır birkaç kelime varmış
Somebody got a drink in the face
Birinin suratına içki dökülmüş
They said I had to be escorted out
Beni dışarı çıkarmak zorunda kaldıklarını söylediler
Well I don't even know what they're talking about
Neden bahsettiklerini bile bilmiyorum valla

'Cause I've been on my best behavior
Çünkü ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

Ring, ring
Çalıyor telefon
Pick up the phone
Aç şu telefonu
Ring, ring
Çalıyor telefon
Is anybody home?
Evde kimse yok mu?
Well I ain't staying here tonight
Bu gece burada kalmayacağım herhalde
Well, I mean, what about my rights?
Yani, haklarım ne olacak benim?

Have you seen this ugly orange suit?
Şu çirkin turuncu mahkûm tulumunu gördün mü?
It don't even match my boots
Çizmelerimle uymadı bile
Just who they think they are
Kendilerini ne sanıyor bunlar?
Oh, I didn't even hit her that hard
Oh, kıza o kadar da sert vurmadım ki!

Well, I've been on my best behavior
Pekala, ben en uslu halimdeydim
And honestly, I don't remember
Ve dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

But there was something 'bout a bar stool
Ama bir bar taburesi lafı geçti
Something 'bout a broke tooth
Kırık bir dişle ilgili bir şeyler vardı
Well, I swear I don't even know no Linda
Yemin ederim Linda diye birini tanımıyorum bile
Or how her chair got thrown through the window
Ya da oturduğu sandalyenin pencereden dışarı nasıl fırlatıldığını...
Just look at me
Şu halime bir baksanıza
I couldn't hurt a flea
Pireyi bile incitemem ben
You know, I'm only five foot two
Biliyorsunuz, boyum sadece 1.57
Even in my high heel boots
Yüksek topuklu çizmelerimle bile!

Plus, I've been on my best behavior
Üstelik ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

Oh, y'all, I've been on my best behavior
Oh, millet, ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

Ring, ring (ring, ring)
Çalıyor (çalıyor)
I said ring, ring (ring, ring)
Çalıyor dedim (çalıyor)
Ring, ring
Çalıyor telefon
Is anybody home?
Evde kimse var mı?
Anybody?
Kimse yok mu?
Y'all gon' come pick me up, right?
Beni gelip alacaksınız, değil mi?
Come on
Hadi ama
Please?
Lütfen?

Victoria Monét – Reach Out (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

I-I
(Ooh, ooh)

You live your life
Sen kendi hayatını yaşıyorsun
And I am living mine
Ben de kendi hayatımı yaşıyorum
But I know we fantasize
Ama biliyorum ki ikimiz de hayal ediyoruz
How it would feel if our worlds collide tonight
Dünyalarımız bu gece kesişse nasıl hissettireceğini...

'Cause we know that every summer, miss each other
Çünkü biliyoruz ki her yaz birbirimizi özlüyoruz
I forever wanna be your lover
Sonsuza dek senin sevgilin olmak istiyorum
I forever wanna be your love
Sonsuza dek senin aşkın olmak istiyorum

When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın (elini uzattın)?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir (sonsuzluk) oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni (sonsuza dek) bekletme
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you—
En son ne zaman sen—

Think it's time that you
Bence artık zamanı geldi
Think it's time that you (I think it's time)
Bence artık zamanı geldi (Bence zamanı geldi)
Last time that you (Time I be aligned with you)
En son sen (Seninle aynı hizada/bağdaşma zamanım)
Think it's time that you
Bence artık zamanı geldi
Think it's time that you
Bence artık zamanı geldi
Last time that you
En son sen...
Think it's time that you (You know it's true)
Bence artık zamanı geldi (Gerçek olduğunu biliyorsun)
Last time
Son kez

Every summer, miss each other
Her yaz birbirimizi özlüyoruz
I forever wanna be your lover
Sonsuza dek senin sevgilin olmak istiyorum
I forever wanna be your love
Sonsuza dek senin aşkın olmak istiyorum

When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you—
En son ne zaman sen—

It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...
It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...
It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny (I know you've got so much you want to say)
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his (Söylemek istediğin çok şey olduğunu biliyorum)
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...
It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...

When's the last time that you (Reach out; Ooh)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever; Reach out)
Beni sonsuza dek bekletme (Ulaş bana)
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever; Forever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu (Sonsuzluk)
But I like when you (Reach out; Ooh, hey)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you reach out? (Ooh, ooh)
En son ne zaman bana ulaştın?

Reach out in paradise (Reach out)
Cennetin içinde ulaş bana
We'll stay on each other's mind
Birbirimizin aklında kalacağız
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
When you gon' give some time to me? (Reach out)
Bana ne zaman biraz vakit ayıracaksın? (Ulaş bana)
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?

KATSEYE – Animal (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

You're the boss, you run the circus, baby
Patron sensin, sirk yönetimi sende bebeğim
Take it up a notch, you're so sophisticated
Çıtayı bir üst seviyeye çıkar, çok havalısın (donanımlısın)
Don't wanna be on a schedule, you're on your own time
Bir programa bağlı kalmak istemiyorsun, kendi zamanını yaşıyorsun
Off the scale that goes from hot to crazy
Çekicilikten çılgınlığa uzanan o ölçeğin bile ötesindesin

Fingernails, one, two, three colors painted
Tırnaklar bir, iki, üç farklı renge boyanmış
Crop top and baggy jeans holding your waist line
Büstiyer ve bol kot pantolon belini kavrıyor
You make the light and the shadows collide
Işıkla gölgeleri birbirine çakıştırıyorsun
Your body gets twisted and tangled in mine
Bedenin bedenimle sarmaş dolaş oluyor
Love so good, how could this be free?
Aşk o kadar güzel ki, bu nasıl bedava olabilir?
I keep your secret safe with me
Sırrını benimle güvende tutuyorum

Nobody knows you're outta control
Kontrolden çıktığını kimse bilmiyor
But I see a side behind the closed doors
Ama kapalı kapılar ardındaki o yüzünü görüyorum
They get a glimpse here on the dance floor
Burada dans pistinde sadece ufacık bir kısmını görebiliyorlar
You move like an animal
Bir hayvan gibi (vahşice) hareket ediyorsun

Nobody knows you're outta control
Kontrolden çıktığını kimse bilmiyor
But I see a side behind the closed doors
Ama kapalı kapılar ardındaki o yüzünü görüyorum
They get a glimpse here on the dance floor
Burada dans pistinde sadece ufacık bir kısmını görebiliyorlar
You move like an animal
Bir hayvan gibi hareket ediyorsun

I'll be gone by morning
Sabaha kalmadan gitmiş olacağım
So getcha, getcha heels on the floor then
O yüzden hadi, at artık o topuklu ayakkabıları piste
So are you with me? (Are you with me?)
Ee, benimle misin? (Benimle misin?)
Be careful what you're wishing for 'cause I get freaky
Ne dilediğine dikkat et çünkü sınırları zorlayabilirim (çıldırtabilirim)

You make the light and the shadows collide
Işıkla gölgeleri birbirine çakıştırıyorsun
Your body gets twisted and tangled in mine
Bedenin bedenimle sarmaş dolaş oluyor
Love so good, how could this be free?
Aşk o kadar güzel ki, bu nasıl bedava olabilir?
I keep your secret safe with me
Sırrını benimle güvende tutuyorum

Nobody knows you're outta control
Kontrolden çıktığını kimse bilmiyor
But I see a side behind the closed doors
Ama kapalı kapılar ardındaki o yüzünü görüyorum
They get a glimpse here on the dance floor
Burada dans pistinde sadece ufacık bir kısmını görebiliyorlar
You move like an animal
Bir hayvan gibi hareket ediyorsun

Nobody knows you're outta control
Kontrolden çıktığını kimse bilmiyor
But I see a side behind the closed doors
Ama kapalı kapılar ardındaki o yüzünü görüyorum
They get a glimpse here on the dance floor
Burada dans pistinde sadece ufacık bir kısmını görebiliyorlar
You move like an animal
Bir hayvan gibi hareket ediyorsun

I'm gettin' overwhelmed
Duygularım sel oluyor / kendimden geçiyorum
R-r-r-right now
Tam da şu an
Want you to give it to me all night long
Bütün gece bunu bana yaşatmanı istiyorum

Nobody knows you're outta control
Kontrolden çıktığını kimse bilmiyor
But I see a side behind the closed doors
Ama kapalı kapılar ardındaki o yüzünü görüyorum
They get a glimpse here on the dance floor
Burada dans pistinde sadece ufacık bir kısmını görebiliyorlar
You move like an animal
Bir hayvan gibi hareket ediyorsun

Nobody knows you're outta control
Kontrolden çıktığını kimse bilmiyor
But I see a side behind the closed doors
Ama kapalı kapılar ardındaki o yüzünü görüyorum
They get a glimpse here on the dance floor
Burada dans pistinde sadece ufacık bir kısmını görebiliyorlar
You move like an animal
Bir hayvan gibi hareket ediyorsun

Gracie Abrams – Good Reason (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Took a sharp knife
Keskin bir bıçak sapladım
More than once or twice to the heart of this
Bir iki kez değil, defalarca bu ilişkinin kalbine
And you threatened it
Ve sen de onu tehdit ettin
Metaphorically, accidentally
Mecazi olarak, kazara...
You called me your everything
Bana her şeyim dedin
And the pressure I have to emphasize
Ve vurgulamam gereken o üzerimdeki baskı
Made our roof cave in, built by idiots
Aptallar tarafından inşa edilen çatımızın çökmesine neden oldu
Still so earnestly, over carefully
Hâlâ son derece samimi, aşırı dikkatli bir şekilde...
Questions crept back into my head again
Sorular yine zihnime süzülmeye başladı
That's when
İşte tam o an...

I knew suddenly, I would be leaving
Aniden gideceğimi anladım
And neither of us saw it coming
Ve ikimiz de bunun geleceğini tahmin etmemiştik
If only you had a good reason
Keşke geçerli (iyi) bir nedenin olsaydı
That's when I knew
İşte o zaman anladım
Honestly you would start bleeding
Dürüst olmak gerekirse kan kaybetmeye başlardın
Just to cover it up for my feelings
Sırf benim duygularımın üstünü örtmek (beni korumak) için
If only you had a good reason
Keşke geçerli bir nedenin olsaydı

Am I thinking straight? Was I meant to stay?
Doğru düşünebiliyor muyum? Kalmam mı gerekiyordu?
Your too nice to me, when I tell you things
Sana duymak istemeyeceğin şeyleri söylediğimde
You don't want to hear, like I spent the year
Bana karşı fazla nazik davranıyorsun; örneğin koca yılı
Over promising, over everything
Her şey hakkında gereğinden fazla söz vererek geçirdiğimi söylediğimde...
That's when
İşte tam o an...

I knew suddenly, you would be grieving
Aniden senin yas tutacağını anladım
I'm only half sure that I mean it
Ciddi olduğumdan sadece yarı yarıya eminim
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı
But I bet you'll probably sit there and take it
Ama bahse girerim öylece oturup bunu sineye çekeceksin
Well that only makes me regret it
Pekala, bu sadece daha çok pişman olmama yol açıyor
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı

If only it wasn't bad timing
Keşke zamanlama bu kadar kötü olmasaydı
If only I chose you and not me
Keşke kendimi değil de seni seçseydim
If only we leaned into fighting
Keşke pes etmek yerine kavga etmeyi seçseydik
If only you got disappointed
Keşke sen de hayal kırıklığına uğrasaydın
If only I kept every promise
Keşke verdiğim her sözü tutsaydım
If only you treated me poorly
Keşke bana kötü davransaydın
If only you didn't adore me
Keşke bana böyle hayran olmasaydın (üzerime titremeseydin)
If only you didn't adore me
Keşke bana böyle hayran olmasaydın

I knew suddenly I would be leaving
Aniden gideceğimi anladım
And neither of us saw it coming
Ve ikimiz de bunun geleceğini tahmin etmemiştik
If only you had a good reason
Keşke geçerli bir nedenin olsaydı
That's when I knew
İşte o zaman anladım
You'd probably sit there and take it
Muhtemelen öylece oturup bunu sineye çekeceğini...
That only makes me regret it
Bu sadece daha çok pişman olmama yol açıyor
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı
If only I chose you and not me
Keşke kendimi değil de seni seçseydim
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı
If only I chose you and not me
Keşke kendimi değil de seni seçseydim
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı
If only I had a good reason
Keşke geçerli bir nedenim olsaydı
If only
Keşke...
If only
Ah keşke...

Gracie Abrams – The Knife (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

I'm living with a knife in my side
Yanımda (böğrümde) bir bıçakla yaşıyorum
I'm gonna take it for a joy ride
Onunla keyifli bir tura çıkacağım
You left when you gave it
Onu bana sapladığın an çekip gittin
What criminal trading
Ne kadar da suç teşkil eden bir pazarlık
A sorry curse
Kederli/hazin bir lanet
And they're daring me to pull it out
Ve millet o bıçağı çekip çıkarmam için bana meydan okuyor
I'll probably keep it for a lifetime
Muhtemelen bir ömür boyu saklayacağım onu
I'll probably name it
Muhtemelen ona bir isim vereceğim
Then care for and claim it
Sonra bakıp büyütecek ve ona sahip çıkacağım
That's how it works
Bu işler böyle yürür
When you go ruin my life in the worst way
Hayatımı en berbat şekilde mahvetmeye gittiğinde
Right at the wrong time
Tam da en yanlış zamanda...
When I'd have followed you blind
Pekala peşinden körü körüne geleceğim o anda
And then I'll go out of my mind
Ve sonra aklımı kaçıracağım
Shifting my weight over the cliff side
Ağırlığımı uçurumun kenarına doğru kaydırarak
Taking my chances, rolling the dice
Şansımı zorlayıp zarları atarak...
This should be the last time
Bu sonuncu kez olmalı
This should be the last time
Bu sonuncu kez olmalı
This should be the last time
Bu sonuncu kez olmalı
This should be the last time
Bu sonuncu kez olmalı

And now I'm living with the ghost of you
Ve şimdi senin hayaletinle yaşıyorum
Like you're riding shotgun on my long drives
Uzun sürüşlerimde yan koltuğumda oturuyormuşsun gibi
It's your destination, your radio station
Gidilen yer senin hedefin, radyo istasyonu senin istasyonun
Your song rehearsed
Provası yapılmış senin şarkın...
They're daring me to kick you out
Seni hayatımdan/kapı dışarı etmem için bana meydan okuyorlar
I'll probably feel you 'til I die
Muhtemelen ölene kadar seni hissedeceğim
But I'll never face you or ever replace you
Ama asla seninle yüzleşmeyeceğim ya da yerini doldurmayacağım
It doesn't work
İşe yaramıyor çünkü
'Cause you go ruin my life
Çünkü sen gidip hayatımı mahvediyorsun
Flatten my days and wrecking my nights
Günlerimi anlamsızlaştırıp gecelerimi yıkıma uğratıyorsun
I'll be here doing my time
Burada cezamı çekiyor olacağım
I'll go out of my mind
Aklımı kaçıracağım
Banging my cage and crossing the line
Kafesimi yumruklayıp sınırı aşacağım
I'll never get out if I never try
Hİç denemezsem buradan asla kurtulamam
This should be the last time
Bu sonuncu kez olmalı
This should be the last time
Bu sonuncu kez olmalı
We know it won't
Ama öyle olmayacağını biliyoruz

When you're holding court
O yüksek tahtından/kürsünden
From your pedestal
Mahkeme kurup hüküm verirken
Can't you come down?
Aşağı inemez misin?
Showing no remorse, you're impossible
Hiç pişmanlık göstermiyorsun, imkansızın tekisin
I was strong before I got knocked down
Yere serilmeden önce güçlüydüm ben
And you just ruined my life
Ve sen sadece hayatımı mahvettin
Knowing that I'll be further from fine
İyi olmaktan katbekat uzaklaşacağımı bile bile...
I'm all bark never would bite
Sadece havlıyorum, asla ısıramam ki ben
I've gone out of my mind pouring my case of kerosene
Gaz yağı bidonumu dökerken aklımı tamamen yitirdim
I'll be burning this down, but keeping you're knife
Buraları yakıp yıkacağım ama senin o bıçağını saklayacağım
This won't be the last time
Bu sonuncu kez olmayacak

Gracie Abrams – Death Wish (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

My love, you love your time machine
Sevgilim, sen zaman makineni seviyorsun
Your power trips and diamond rings
Güç gösterilerini ve pırlanta yüzükleri...
The walls you built on teenage dreams
Gençlik hayallerinin üzerine inşa ettiğin duvarları
The well you dug for sinking things
Batan şeyleri gömmek için kazdığın o kuyuyu...
Your words to kill are evergreen
İnsanları katleden sözlerin hiç eskimiyor (hep taze)
So you must not feel anything at all
Bu yüzden hiçbir şey hissetmiyor olmalısın

But how'd you get so bulletproof?
Ama nasıl bu kadar kurşun geçirmez oldun?
You trade your time for inside truths
İçeriden sızan gerçekler uğruna zamanını takas ediyorsun
Trade your time for any clue
Ne yapıp ne yapmayacağına dair
Of what to do or not to do
Ufacık bir ipucu için zamanını feda ediyorsun
Hate to say, it's nothing new
Söylemekten nefret ediyorum ama bu yeni bir şey değil
Aside from those few girls you keep around
Etrafında tuttuğun o birkaç kız dışında...

How will it end? How long will you give me?
Nasıl bitecek bu? Bana ne kadar süre vereceksin?
'Til you twist the knife with a smile while you kill me?
Beni öldürürken gülümseyerek o bıçağı saplayıp çevirene kadar mı?
And then you ask me to dance if there's someone around
Sonra da etrafta biri varsa benimle dans etmek istiyorsun
You don't look the same when I look at you now
Şimdi sana baktığımda artık eskisi gibi görünmüyorsun

Honey pie, you're haunting me
Tatlım, benim peşimi bırakmıyorsun (kabusum gibisin)
I fell for your faux fantasy
Senin o sahte fantezine kandım
You poured the wine, there's poison in it
Şarabı koydun ama içinde zehir var
Disregard my disposition
Benim ruh halimi/mizacımı hiçe sayıyorsun
Proof is in the subtle things
Kanıtlar o ince detaylarda gizli
Your eggshell floor is splintering now
Üzerinde yürüdüğün o hassas (yumurta kabuğundan) zemin şimdi çatırdayıp dağılıyor

And it freaks me out I'm old enough
Ve seni bağımlılık yapan bir uyuşturucu (başlangıç maddesi) gibi görecek yaşa
To know you as a gateway drug
Gelmiş olmak beni dehşete düşürüyor
You're everything I'll never be
Sen benim asla olamayacağım her şeysin
You live to look for enemies
Sen sırf düşman aramak için yaşıyorsun
I have to bet that's lonely
Bunun ne kadar yalnız hissettirdiğine bahse girebilirim
Could leave you with an empty house
Bu seni bomboş bir evle baş başa bırakabilir

So how will it end?
Peki nasıl bitecek?
How long will you give me?
Bana ne kadar süre vereceksin?
'Til you twist the knife with a smile while you kill me?
Beni öldürürken gülümseyerek o bıçağı saplayıp çevirene kadar mı?
Then you ask me to dance if there's someone around
Sonra da etrafta biri varsa benimle dans etmek istiyorsun
You don't look the same when I look at you now
Şimdi sana baktığımda artık eskisi gibi görünmüyorsun

And I used to pretend that it didn't feel evil
Ve eskiden bunun kötü/kötücül hissettirmediğini numarası yapardım
Your light of a million suns burns through people
Milyonlarca güneş gücündeki ışığın insanları yakıp kavuruyor
And bridges and cities 'til ash covers ground
Küller tüm yeri kaplayana kadar köprüleri ve şehirleri yakıyor
A breath of your air is a death wish
Senin havanı bir kez solumak bile bir ölüm arzusu
And you're forcing my hand, but I'm a drop in your ocean
Ve beni mecbur bırakıyorsun, ama ben senin okyanusunda sadece bir damlayım
I ruined your plans of some grand self-promotion
Kendi reklamını yapacağın o büyük planlarını mahvettim
The second you figured that I figured you out
Seni çözdüğümü anladığın o saniyede...
Now you look away when I look at you now
Şimdi ben sana baktığımda kafanı başka yere çeviriyorsun
Oh, look at you now Well, look at you
Oh, şu haline bak şimdi, evet bak kendine

Gracie Abrams – Hit the Wall (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

I'm a crack in the pavement, I'm a slip knot
Kaldırımdaki bir çatlağım, ilmeği kolay çözülen bir düğümüm
I'm afraid that my fortress is a glass box
Korkarım ki benim kalem camdan bir kutudan ibaret
I should know what I'm playin', but I forgot
Ne oynadığımı (ne yaptığımı) bilmem gerekirdi ama unuttum
Felt good for a day, but that stopped
Bir günlüğüne iyi hissettirmişti ama o da durdu

And I once saw it clear, now it's all blurred
Ve bir zamanlar net gördüğüm şey, şimdi tamamen bulanık
Trip over the silence and every single word
Sessizliğe ve ağzımdan çıkan her bir kelimeye takılıp düşüyorum
Tryna catch my breath before I hit the wall
Duvara toslamadan (tükenmeden) önce nefesimi toplamaya çalışıyorum
Afraid of the quiet, afraid of the fall
Sessizlikten korkuyorum, düşmekten korkuyorum

I hit the wall, yeah, I hit the wall
Duvara tosladım, evet, tıkandım kaldım
Thought I was standing, but I started to crawl
Ayakta durduğumu sanıyordum ama emeklemeye başladım
I hit the wall, yeah, I hit the wall
Tükenip kaldım, evet, duvara çarptım
Gave it my everything, now I've got nothing at all
Her şeyimi verdim, şimdi elimde hiçbir şey kalmadı

Gracie Abrams – Daughter From Hell (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

I took the blame for things I didn't do
Yapmadığım şeyler yüzünden suçu üzerime aldım
Just to make it easy on you
Sadece senin işini kolaylaştırmak için
I held my breath until my face turned blue
Yüzüm morarana kadar nefesimi tuttum
Trying to be someone new
Yeni biri olmaya çalışırken

And I know I wasn't always easy to love
Ve biliyorum, sevilmesi her zaman kolay biri değildim
Pushing away when push came to shove
İşler ciddiye bindiğinde herkesi kendimden uzaklaştırarak
Was I ever really enough?
Gerçekten hiç yeterli oldum mu?
Or was I just too much?
Yoksa sadece fazla mı geldim?

Look at me now, the daughter from hell
Şimdi bak bana, cehennemden gelmiş o kız evlada
Knowing you so well, knowing myself
Seni bu kadar iyi tanırken, kendimi tanırken
I burned down the house just to stay warm
Sırf ısınabilmek için evi yaktım
Caught in the middle of your inner storm
Senin içindeki fırtınanın tam ortasında yakalandım

Sorry for the mess that I made
Yaptığım tüm bu dağınıklık için özür dilerim
For all of the games that I played
Oynadığım tüm o oyunlar için
I was just trying to hide
Ben sadece saklanmaya çalışıyordum
From everything I felt inside
İçimde hissettiğim her şeyden

Look at me now, the daughter from hell
Şimdi bak bana, cehennemden gelmiş o kız evlada
Knowing you so well, knowing myself
Seni bu kadar iyi tanırken, kendimi tanırken
I burned down the house just to stay warm
Sırf ısınabilmek için evi yaktım
Caught in the middle of your inner storm
Senin içindeki fırtınanın tam ortasında yakalandım

I'm walking away, but I'm leaving my heart
Çekip gidiyorum ama kalbimi arkamda bırakıyorum
We were doomed right from the start
En başından beri felakete mahkûmduk zaten
Daughter from hell, but I loved you the most
Cehennemden gelmiş bir kız evlat... Ama seni en çok ben sevdim
Now I'm just living with your ghost
Şimdi sadece senin hayaletinle yaşıyorum

stella lefty - Boston (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

On a train back to Boston and we're jumpin' the gun
Boston'a dönen trendeyiz ve biraz acele davranıyoruz (erken hareket ediyoruz)
And I'm tellin' you, baby, this the part where I'd run
Ve sana söylüyorum bebeğim, normalde bu benim kaçacağım kısımdır
But I like it when you're nice, like it when you're nice to me
Ama nazik olmanı seviyorum, bana karşı nazik olmanı seviyorum

Well, there I was
Peki, işte oradaydım
Swearin' I would never fall in love
Asla aşık olmayacağıma yeminler ediyordum
All my inhibitions
Tüm çekincelerim, duygusal engellerim
Walked out the second you said, "What's up?"
Sen "Naber?" dediğin an çıkıp gitti
So, here we go
İşte başlıyoruz
I'm throwin' out the things I used to know
Eskiden bildiğim her şeyi bir kenara atıyorum
I hate to admit it
Bunu itiraf etmekten nefret ediyorum ama
But I guess I'm not better alone
Sanırım yalnızken daha iyi değilmişim

On a train back to Boston and we're jumpin' the gun
Boston'a dönen trendeyiz ve biraz acele davranıyoruz
And I'm tellin' you, baby, this the part where I'd run
Ve sana söylüyorum bebeğim, normalde bu benim kaçacağım kısımdır
But I like it when you're nice, like it when you're nice to me
Ama nazik olmanı seviyorum, bana karşı nazik olmanı seviyorum
I don't know where it's going but don't wanna go back
Nereye varacağını bilmiyorum ama geriye dönmek de istemiyorum
And usually I'd leave right at the thought of that
Ve normalde sadece bunu düşünmek bile çekip gitmeme yeterdi
But I like it when you're nice, like it when you're nice to me
Ama nazik olmanı seviyorum, bana karşı nazik olmanı seviyorum

Wakin' up by your side
Senin yanında uyanıyorum
I see it when the mornin' hits your eyes
Sabah ışığı gözlerine vurduğunda bunu görüyorum
You don't want me to leave
Gitmemi istemiyorsun
Never knew I would be this along for the ride
Bu akışa kendimi bu kadar kaptıracağımı hiç bilmezdim
Last month, you were just another someone
Geçen ay, sen sadece sıradan biriydin
But now, we're headin' back to where you come from
Ama şimdi senin geldiğin yere doğru geri dönüyoruz

On a train back to Boston and we're jumpin' the gun
Boston'a dönen trendeyiz ve biraz acele davranıyoruz
And I'm tellin' you, baby, this the part where I'd run
Ve sana söylüyorum bebeğim, normalde bu benim kaçacağım kısımdır
But I like it when you're nice, like it when you're nice to me
Ama nazik olmanı seviyorum, bana karşı nazik olmanı seviyorum
I don't know where it's goin' but don't wanna go back
Nereye varacağını bilmiyorum ama geriye dönmek de istemiyorum
And usually I'd leave right at the thought of that
Ve normalde sadece bunu düşünmek bile çekip gitmeme yeterdi
But I like it when you're nice, like it when you're nice to me
Ama nazik olmanı seviyorum, bana karşı nazik olmanı seviyorum

I like it when you're nice to me
Bana karşı nazik olmanı seviyorum
I like it when you're nice to me
Bana karşı nazik olmanı seviyorum

On a train back to Boston and we're jumpin' the gun
Boston'a dönen trendeyiz ve biraz acele davranıyoruz
And I'm tellin' you, baby, this the part where I'd run
Ve sana söylüyorum bebeğim, normalde bu benim kaçacağım kısımdır
But I like it when you're nice, like it when you're nice to me
Ama nazik olmanı seviyorum, bana karşı nazik olmanı seviyorum

Ella Langley – Choosin' Texas (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Just when I thought I got him to fall in love with Tennessee
Tam da onu Tennessee'ye aşık ettiğimi sandığım anda
I shoulda known better than to take him back to Abilene
Onu Abilene'e geri götürmemem gerektiğini bilmeliydim
I put him right back into her arms
Onu tam da o eyaletin (kızın) kollarına geri attım
I wasn't a match for that kinda spark
Öyle bir kıvılcımla baş edecek güçte değildim

She's from Texas, I can tell by the way
O kız Texas'lı, bunu hareketlerinden anlıyorum
He's two steppin' 'round the room
Odanın içinde two-step (country dansı) yapışından
And judgin' by the smile that's written on his face
Ve yüzüne kazınmış o gülümsemeye bakılırsa
There's nothin' I can do
Yapabileceğim hiçbir şey yok
It doesn't take a crystal ball to see
Bunu görmek için bir kristal küreye gerek yok
A cowboy always finds a way to leave
Bir kovboy gitmenin yolunu her zaman bulur
Drinkin' Jack all by myself
Bir başıma Jack (Daniel's) içiyorum
He's choosin' Texas, I can tell
O Texas'ı seçiyor, anlayabiliyorum

Well, I guess he forgot about the Smoky Mountain rain
Peki, sanırım Smoky Dağları'nın yağmurunu unuttu
Them old Hank tunes, the Memphis blues we used to sing
Birlikte söylediğimiz o eski Hank şarkılarını, Memphis blues'unu...
He always loved Amarillo By Morning
'Amarillo By Morning' şarkısını her zaman çok severdi
I shoulda taken that as a warning
Bunu bir uyarı işareti olarak almalıydım

She's from Texas, I can tell by the way
O kız Texas'lı, bunu hareketlerinden anlıyorum
He's two steppin' 'round the room
Odanın içinde two-step yapışından
And judgin' by the smile that's written on his face
Ve yüzüne kazınmış o gülümsemeye bakılırsa
There's nothin' I can do
Yapabileceğim hiçbir şey yok
It doesn't take a crystal ball to see
Bunu görmek için bir kristal küreye gerek yok
A cowboy always finds a way to leave
Bir kovboy gitmenin yolunu her zaman bulur
Drinkin' Jack all by myself
Bir başıma Jack içiyorum
He's choosin' Texas, I can tell
O Texas'ı seçiyor, anlayabiliyorum

When I'm eastbound and down and I can't help but cry
Doğuya doğru yol alırken kendimi tutamayıp ağlıyorum
'Cause I-40 gets lonelier with every mile
Çünkü I-40 otoyolu her milde daha da yalnızlaştırıyor
I'll know that his mind wasn't ever gonna change
Fikrinin hiçbir zaman değişmeyeceğini biliyordum
'Cause his heart still belongs to the Lone Star State
Çünkü kalbi hâlâ Yalnız Yıldız Eyaleti'ne (Texas'a) ait

She's from Texas, I can tell by the way
O kız Texas'lı, bunu hareketlerinden anlıyorum
He's two steppin' 'round the room
Odanın içinde two-step yapışından
And judgin' by the smile that's written on his face
Ve yüzüne kazınmış o gülümsemeye bakılırsa
There's nothin' I can do, nah, yeah
Yapabileceğim hiçbir şey yok
It doesn't take a crystal ball to see
Bunu görmek için bir kristal küreye gerek yok
A cowboy always finds a way to leave
Bir kovboy gitmenin yolunu her zaman bulur
Drinkin' Jack all by myself
Bir başıma Jack içiyorum
He's choosing Texas, I can tell, no
O Texas'ı seçiyor, anlayabiliyorum
Drinkin' Jack all by myself
Bir başıma Jack içiyorum
He's choosin' Texas, I can tell
O Texas'ı seçiyor, anlayabiliyorum
Come on, baby
Hadi ama bebeğim
Oh, yeah
Just when I thought I got him to fall in love with Tennessee
Tam da onu Tennessee'ye aşık ettiğimi sandığım anda

Ariana Grande – Oh Well (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

This is the beginning
Bu bir başlangıç
Of the end, I feel it, just don't know what to say
Sonun başlangıcı, hissediyorum ama ne diyeceğimi bilmiyorum
My dead-ends are gathered around, dressed as friends
Tıkandığım yollar etrafımda toplanmış, dost kılığına girmişler
Just so I don't get hurt again
Sırf bir daha canım yanmasın diye

I hear you in the silence
Sessizliğin içinde sesini duyuyorum
Oh, hey
Oh, selam
Even though I bury all my mind in
Bütün zihnimi gömmüş olsam da
It's okay
Sorun değil
Something, something new to keep creative
Bir şeyler, yaratıcı kalmak için yeni bir şeyler
Try
Dene
Just anything to not let in your kindness
Senin o nezaketini içeri almamak için ne gerekiyorsa

Maybe this time can be different
Belki bu sefer farklı olabilir
I don't have to try to be
Olmak için çabalamak zorunda değilim
Responsible for things that just aren't mine
Bana ait olmayan şeylerin sorumlusu

Good things can replace dysfunction, obsession
Güzel şeyler bu işlevsizliğin, takıntının yerini alabilir
Friends I used to need, but now
Eskiden ihtiyacım olan dostlar ama artık...
The bad guys all go to hell
Kötü adamların hepsi cehenneme gider
Good things can replace dysfunction, obsession
Güzel şeyler bu işlevsizliğin, takıntının yerini alabilir
Thanks, but I'll see you right out
Teşekkürler ama seni kapıya kadar uğurlayayım
Good luck on your way to hell
Cehenneme giden yolunda bol şans
Oh well
Ne yapalım / Hayırlısı

You don't even know me
Beni tanımıyorsun bile
No way
İmkânı yok
Feel like I'm a thousand light years ahead
Bin ışık yılı öndeymişim gibi hissediyorum
But I, I
Ama ben, ben...
I play all the parts that I'm supposed to, right?
Oynamam gereken tüm rolleri oynuyorum, değil mi?
And I just throw a band-aid on my whole damn life
Ve tüm hayatımın üzerine sadece bir yara bandı yapıştırıp geçiyorum

It sucks because I love you for real (for real, for real)
Bu berbat bir durum çünkü seni gerçekten seviyorum (gerçekten)
And I want to believe the love I never got is real
Ve hiç tadamadığım o sevginin gerçek olduğuna inanmak istiyorum
So I find it in you
Bu yüzden onu sende buluyorum
But don't worry 'cause you'll keep getting breakup songs about you
Ama merak etme, hakkında yazılmış ayrılık şarkıları almaya devam edeceksin

Good things can replace dysfunction, obsession
Güzel şeyler bu işlevsizliğin, takıntının yerini alabilir
Friends I used to need, but now
Eskiden ihtiyacım olan dostlar ama artık...
The bad guys all go to hell
Kötü adamların hepsi cehenneme gider
Good things can replace dysfunction, obsession
Güzel şeyler bu işlevsizliğin, takıntının yerini alabilir
Thanks, but I'll see you right out
Teşekkürler ama seni kapıya kadar uğurlayayım
Good luck on your way to hell
Cehenneme giden yolunda bol şans
Oh well
Ne yapalım

Good luck, darling
Bol şans sevgilim
Can't stop growing
Büyümeyi (gelişmeyi) durduramıyorum
So away from you
Senden öyle uzaklarda ki
There's nothing left to do
Yapacak başka bir şey kalmadı
Good luck, darling (good luck, darling)
Bol şans sevgilim (bol şans sevgilim)
I'll meet my own needs (meet my own needs)
Kendi ihtiyaçlarımı kendim karşılayacağım
Though you've been trying to
Sen denemiş olsan da
Let's see who I can be without you
Hadi sensiz kim olabileceğimi görelim

Ariana Grande – Freak (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Baby, will you come with me nowhere
Bebeğim, benimle hiçbir yere gelir misin
Before they shoot me down?
Onlar beni vurup düşürmeden önce?
When I am flying way too over
Çok fazla yükseklerde uçtuğumda
Hold me lower
Beni daha aşağıda tut

Someday all the seeds will open
Bir gün tüm tohumlar filizlenecek
All of the life I've been denied of
Benden mahrum bırakılan tüm o yaşam
Will bloom all around, unfrozen
Buzları çözülüp etrafta çiçek açacak
How will it feel?
Nasıl hissettirecek acaba?
How will it feel?
Nasıl hissettirecek?

I won't give you your fantasy this time
Bu kez sana hayalini (fantezini) vermeyeceğim
Can you do it now?
Şimdi yapabilir misin?
No, I won't do what you say, freak, any time
Hayır, ne dersen demeyeceğim ucube, hiçbir zaman
What can you give me now?
Şimdi bana ne verebilirsin ki?

Wake me when all this shit is over
Tüm bu saçmalıklar (pislikler) bittiğinde uyandır beni
I know too much for now
Şimdilik çok fazla şey biliyorum
Will them and their poison ever sober?
Onlar ve zehirleri bir gün ayılacak mı acaba?
I don't know her
Onu tanımıyorum bile

Someday all the seeds will open
Bir gün tüm tohumlar filizlenecek
All of the human life I've dreamt of
Hayalini kurduğum tüm insan gibi yaşam
Will be real if I start over
Yeniden başlarsam gerçek olacak
How will it feel?
Nasıl hissettirecek acaba?
How will it feel?
Nasıl hissettirecek?

I won't give you your fantasy this time
Bu kez sana hayalini vermeyeceğim
Can you do it now?
Şimdi yapabilir misin?
No, I won't do what you say, freak, any time
Hayır, ne dersen demeyeceğim ucube, hiçbir zaman
What can you give me now?
Şimdi bana ne verebilirsin ki?

Lost without your light
Senin ışığın olmadan kaybolmuşum
I can't leave your side
Yanından ayrılamıyorum
It's so peculiar
Bu çok tuhaf
Won't you stay a while?
Biraz daha kalmaz mısın?
Can't imagine
Hayal edemiyorum
Life without you in
İçinde senin olmadığın bir hayatı
It's human nature
İnsan doğası işte
So I can't leave you now
O yüzden şimdi seni bırakamıyorum

I won't give you your fantasy this time
Bu kez sana hayalini vermeyeceğim
Can you do it now?
Şimdi yapabilir misin?
No, I won't do what you say, freak, any time
Hayır, ne dersen demeyeceğim ucube, hiçbir zaman
What can you give me now?
Şimdi bana ne verebilirsin ki?

Can you do it now?
Şimdi yapabilir misin?
What can you give me now?
Şimdi bana ne verebilirsin ki?

Ariana Grande – Warning Signs (Interlude) (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Blind half the time
Zamanın yarısında gözlerim kör adeta
I run through all your warning signs
Tüm tehlike çanlarını (uyarı işaretlerini) es geçip koşuyorum
I wonder why I answer each time
Neden her defasında cevap veriyorum merak ediyorum
You call me when your numbers slide
Rakamların (popülariten/puanın) düştüğünde beni arıyorsun
And does it even make a sound?
Ve bu bir ses bile çıkarıyor mu acaba?
My pain is music
Benim acım bir müzik
Do you hear me everywhere?
Beni her yerde duyuyor musun?
Wear me like your new tattoos
Taşı beni yeni dövmelerin gibi üstünde
And yet your favorite muse
Ve yine de en sevdiğin ilham perin
Just simply disappears
Öylece ortadan kayboluyor

Monday I got you all over me
Pazartesi günü her yanımda sen varsın
You love me like ecstasy
Beni bir esrime / coşku gibi seviyorsun
Make me see colors I haven't seen for a while
Uzandır zamandır görmediğim renkleri gösteriyorsun bana
But friday you're suddenly ghosting me
Ama cuma günü aniden iletişimi kesip ortadan kayboluyorsun
My wisdom has fled the scene
Aklım selimim olay yerinden kaçmış adeta
My voice plays in a taxi passing by
Sesim yanından geçip giden bir takside çalıyor

You don't deserve me
Sen beni hak etmiyorsun
You know you don't, you never have
Hak etmediğini biliyorsun, hiçbir zaman da etmedin
But I want you to feel me
Ama beni hissetmeni istiyorum
I wish someone could hear me
Keşke biri sesimi duyabilseydi

Ariana Grande – Nowhere, Nobody (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

[Intro]
(No, there's nowhere else)
(Hayır, gidecek başka hiçbir yer yok)
(And there's no more running)
(Ve artık kaçmak da yok)

[Verse 1]
Hard to believe in a perfect ending
Mükemmel bir son olacağına inanmak zor
But that's alright
Ama sorun değil
Yeah, mm, that's alright-ight, mm
Evet, sorun değil
This prophecy might be self-fulfilling
Bu kehanet kendi kendini gerçekleştirebilir
But that's alright
Ama sorun değil
Boy, look on the bright side
Oğlum, iyi tarafından bak

[Pre-Chorus]
I don't care about tomorrow
Yarın umurumda bile değil
I love you right now, so
Seni şu an seviyorum, bu yüzden...

[Chorus]
Deep breaths, honey
Derin nefesler al, tatlım
There's no more running
Artık kaçmak yok
And there's nowhere with nobody else that I'd rather be
Ve başka hiç kimseyle olmak isteyeceğim başka hiçbir yer yok
I'm taking you
Seni de yanıma alıyorum
Deep breaths, honey
Derin nefesler al, tatlım
We've at least 'til morning
En azından sabaha kadar vaktimiz var
Then there's nowhere, nobody else that I'd rather be with
Sonrasında da birlikte olmak isteyeceğim başka hiçbir yer, hiç kimse yok

[Verse 2]
Voices in my head been trying to swallow me
Kafamdaki sesler beni yutmaya çalışıyordu
But I don't bite (I don't bite)
Ama bu oltaya gelmiyorum (yutmuyorum)
Yeah, I'm alright, I've
Evet, ben iyiyim, ben...
Been holding hands with so much complexity (Ooh)
Beş yaşımdan beri çok fazla karmaşıklıkla
Since I was five, mm
El ele tutuşup yaşadım
But we've done alright
Ama yine de iyi idare ettik

[Pre-Chorus]
Tell me, why I keep on climbing just to reach the ground? Just
Söyle bana, neden sırf yere ulaşabilmek için tırmanıp duruyorum ki? Sadece...

[Chorus]
Deep breaths, honey
Derin nefesler al, tatlım
There's no more running
Artık kaçmak yok
And there's nowhere with nobody else that I'd rather be
Ve başka hiç kimseyle olmak isteyeceğim başka hiçbir yer yok
I'm taking you
Seni de yanıma alıyorum
Deep breaths, honey (No, there's nowhere else)
Derin nefesler al, tatlım (Hayır, başka yer yok)
We've at least 'til morning (And there is nobody)
En azından sabaha kadar vaktimiz var (Ve başka kimse yok)
Then there's nowhere, nobody else that I'd rather be with
Sonrasında da birlikte olmak isteyeceğim başka hiçbir yer, hiç kimse yok

[Outro]
No, there's nowhere else
Hayır, gidecek başka hiçbir yer yok
And there's no more running
Ve artık kaçmak da yok
Nobody else that I'd rather be with
Birlikte olmak isteyeceğim başka hiç kimse yok
Deep breaths, honey (No, there's nowhere else)
Derin nefesler al, tatlım (Hayır, başka yer yok)
Least 'til morning (And there is nobody)
En azından sabaha kadar (Ve başka kimse yok)
Nobody else that I'd rather be with
Birlikte olmak isteyeceğim başka hiç kimse yok

Sanatçı Adı – Bad Thing (Bunny Hop) (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

I can see it in your eyes
Gözlerinde görebiliyorum
I see the way your whole vibe shifts
Bütün havanın (enerjinin) nasıl değiştiğini görüyorum
So tell me why this feeling
Öyleyse söyle bana, neden bu his
Should be something to resist
Karşı konulması gereken bir şey olsun ki?
I can learn your body language
Beden dilini öğrenebilirim
'Cause it never used to be like this
Çünkü eskiden hiç böyle değildi
I'll be your student, fluent
Öğrencin olurum, akıcı bir şekilde sökerim dilini
Won't you teach me? I insist
Bana öğretmez misin? Israr ediyorum

Feeling like a teenager
Yeniden bir genç (ergen) gibi hissediyorum
I guess I really needed ya
Sanırım sana gerçekten ihtiyacım varmış
It's silly, but I wonder if you feel how I feel
Aptalca belki ama benim hissettiklerimi senin de hissedip hissetmediğini merak ediyorum

Have you been this fine
Bunca zamandır
The whole damn time?
Bu kadar çekici/harika mıydın sen?
This is a bad thing
Bu kötü bir şey
This is a bad, bad thing
Bu çok ama çok kötü bir şey
Oh baby, you're a real nightmare
Oh bebeğim, sen gerçek bir kabussun
And it's super unfair how much
Ve bu kadarı gerçekten hiç adil değil
This is a bad thing
Bu kötü bir şey
This is a bad, bad thing
Bu çok ama çok kötü bir şey

Yeah, I like your butterflies
Evet, ellerinle yaptığın
The kind you've been making with your hands
O kelebek figürlerini seviyorum
Yeah, I can see them finally
Evet, sonunda onları görebiliyorum
Can't believe they've been right there
Bunca zamandır tam da orada durduklarına inanamıyorum
You know you make a real good boyfriend
Gerçekten harika bir erkek arkadaş oluyorsun, biliyorsun
In my dreams, and in real life
Rüyalarımda ve gerçek hayatta
Meet you by the staircase where we
Aşık olduğumuz o merdivenlerin orada buluşalım seninle
Fell in love, let's do it twice
Hadi bunu bir kez daha yapalım (ikinci kez aşık olalım)

Feeling like a teenager
Yeniden bir genç gibi hissediyorum
I guess I really needed ya
Sanırım sana gerçekten ihtiyacım varmış
It's silly, but I wonder if you feel how I feel
Aptalca belki ama benim hissettiklerimi senin de hissedip hissetmediğini merak ediyorum

Have you been this fine
Bunca zamandır
The whole damn time?
Bu kadar çekici miydin sen?
This is a bad thing
Bu kötü bir şey
This is a bad, bad thing
Bu çok ama çok kötü bir şey
Oh baby, you're a real nightmare
Oh bebeğim, sen gerçek bir kabussun
And it's super unfair how much
Ve bu kadarı gerçekten hiç adil değil
This is a bad thing
Bu kötü bir şey
This is a bad, bad thing
Bu çok ama çok kötü bir şey

Been circling and spiraling, the same shit
Dönüp duruyorum, aynı saçmalığın içinde sürükleniyorum
All of this time I've been wasting
Bunca zamandır boşa vakit harcıyormuşum
You've really been such a good boy
Tüm bu gürültünün patırtının arasında
Through all of this noise, the frequency's changing
Gerçekten çok iyi bir çocuk oldun, frekans değişiyor
Can you feel it in my body now?
Şimdi bunu bedenimde hissedebiliyor musun?
Can you hear it in these sounds?
Bu seslerde duyabiliyor musun?
'Cause it's too late to turn back now
Çünkü artık geri dönmek için çok geç

Have you been this fine
Bunca zamandır
The whole damn time?
Bu kadar çekici miydin sen?
This is a bad thing
Bu kötü bir şey
This is a bad, bad thing
Bu çok ama çok kötü bir şey
Oh baby, you're a real nightmare
Oh bebeğim, sen gerçek bir kabussun
And it's super unfair how much
Ve bu kadarı gerçekten hiç adil değil
This is a bad thing
Bu kötü bir şey
This is a bad, bad thing
Bu çok ama çok kötü bir şey

Sanatçı Adı – Kiss Me (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Society desperate for remedy
Toplum bir çare için çırpınıyor
Empathy, fix this reality
Empati, düzelt bu gerçekliği
You know I don't believe I
İnanmadığımı biliyorsun
Belong
Ait olduğuma
You know I don't believe this
Buna inanmadığımı biliyorsun
I don't believe I
İnanmıyorum ben

Gimme something to love
Bana sevecek bir şey ver
Gimme something overwhelming
Bana aklımı başımdan alacak (akıl almaz) bir şey ver
Buy the ticket, take the ride
Al biletini, çık bu yolculuğa
Gimme something to love
Bana sevecek bir şey ver
Something just to obsess me
Bende takıntı yaratacak bir şey
It's do or die, bring me to life
Ya hep ya hiç, hayat ver bana (canlandır beni)

Kiss me like you know this is goodbye
Bunun bir veda olduğunu biliyormuşçasına öp beni
We could try to make it all the way out
Çıkış yolunu bulmayı (sonuna kadar gitmeyi) deneyebiliriz
Grab me like my life is on the line
Hayatım pamuk ipliğine bağlıymış gibi tut beni
We decide to make it all the way out
Sonuna kadar başarmaya karar veriyoruz
My heart in your hands despite all of my plans
Bütün planlarıma rağmen kalbim senin ellerinde
We could try to make it, make it all count
Başarmayı, her anın hakkını vermeyi deneyebiliriz
Kiss me like you know this is goodbye
Bunun bir veda olduğunu biliyormuşçasına öp beni

My capacity has always blinded me
Kapasitem (sınırlarım) beni her zaman kör etti
Still drowning, so pour all over me
Hâlâ boğuluyorum, o yüzden üzerime dökül (bocalansın her yanım)
You know I don't believe we belong
Ait olduğumuza inanmadığımı biliyorsun
You know I don't believe this
Buna inanmadığımı biliyorsun
I don't believe I
İnanmıyorum ben

Gimme something to love
Bana sevecek bir şey ver
Gimme something overwhelming
Bana aklımı başımdan alacak bir şey ver
Buy the ticket, take the ride
Al biletini, çık bu yolculuğa
Gimme something to love
Bana sevecek bir şey ver
Something just to obsess me
Bende takıntı yaratacak bir şey
It's do or die, bring me to life
Ya hep ya hiç, hayat ver bana

Kiss me like you know this is goodbye
Bunun bir veda olduğunu biliyormuşçasına öp beni
We could try to make it all the way out
Çıkış yolunu bulmayı deneyebiliriz
Grab me like my life is on the line
Hayatım pamuk ipliğine bağlıymış gibi tut beni
We decide to make it all the way out
Sonuna kadar başarmaya karar veriyoruz
My heart in your hands despite all of my plans
Bütün planlarıma rağmen kalbim senin ellerinde
We could try to make it, make it all count
Başarmayı, her anın hakkını vermeyi deneyebiliriz
Kiss me like you know this is goodbye
Bunun bir veda olduğunu biliyormuşçasına öp beni

Muse – Space Debris (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

I can't fill the void when
Boşluğu dolduramıyorum, ne zaman ki
When her heart ices over
Onun kalbi buz tuttuğunda
And light's destroyed
Ve ışık yok edildiğinde
Connection's lost
Bağlantı koptu
And the speakers hiss
Ve hoparlörler hışırdıyor
I'll play it back when I forget
Neyi özlediğimi unuttuğumda
What I miss
Bunu tekrar oynatacağım (başa saracağım)

Orbit slow
Yörüngede yavaşça dön
As our bond decays
Bağımız çürüyüp yok olurken
Like space debris
Bir uzay çöpü gibi
Love can drift away
Aşk sürüklenip uzaklaşabilir

Love like this can't age with grace
Böyle bir aşk zarafetle yaşlanamaz
It burns and dims in a cold and vast
Yanar ve sönüp gider, soğuk ve uçsuz bucaksız
Empty space
Boş bir uzayda

Orbit slow
Yörüngede yavaşça dön
As our bond decays
Bağımız çürüyüp yok olurken
Like space debris
Bir uzay çöpü gibi
Love can drift away
Aşk sürüklenip uzaklaşabilir

Orbit slow
Yörüngede yavaşça dön
As our bond decays
Bağımız çürüyüp yok olurken
Like space debris
Bir uzay çöpü gibi
Love can drift away
Aşk sürüklenip uzaklaşabilir

Silent drift, she can't descend
Sessiz bir sürükleniş, (yeryüzüne) inemiyor o
She touched me like our world would
Bana sanki dünyamız hiç
Never end
Bitmeyecekmiş gibi dokunmuştu

(Space debris, space debris)
(Uzay çöpü, uzay çöpü)
(Love can drift away, drift away)
(Aşk sürüklenip uzaklaşabilir, uzaklaşabilir)
(Oh, space debris, space debris)
(Oh, uzay çöpü, uzay çöpü)
(-drift away)
(-sürüklenip uzaklaşır)

Orbit slow
Yörüngede yavaşça dön
As the drugs invade
İlaçlar (kimyasallar) her yeri istila ederken
Like space debris
Bir uzay çöpü gibi
I'm not what she craved
Ben onun arzuladığı (can attığı) şey değilim

Orbit slow
Yörüngede yavaşça dön
As her soul decays
Onun ruhu çürüyüp yok olurken
Like space debris
Bir uzay çöpü gibi
She will drift away
Sürüklenip uzaklaşacak o

She will drift away
Sürüklenip uzaklaşacak o

Muse – Unravelling (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

(Un-un-unravelling
(Sökülüyor, sökülüyor, çözülüyor)
Un-un-unravelling
(Sökülüyor, sökülüyor, çözülüyor)
Un-un-unravelling
(Sökülüyor, sökülüyor, çözülüyor)
Un-un-unravelling)
(Sökülüyor, sökülüyor, çözülüyor)

An insect trapped in amber
Kehribarın içine hapsolmuş bir böcek gibiyim
I'm a fading pulse
Giderek zayıflayan bir nabzım
The ecstasy was false
O kendinden geçiş (vecd hali) sahteydi
Our love is an unlit script
Aşkımız hiç ışık görmemiş (sahnelenmemiş) bir senaryo
No one can memorise
Kimsenin ezberleyemeyeceği
Redacted and revised
Sansürlenmiş ve gözden geçirilmiş

I'll lie beside you and I'll try to play along
Yanına uzanacağım ve oyuna ayak uydurmaya çalışacağım
An insect trapped in amber
Kehribarın içine hapsolmuş bir böcek
I'm a static hum
Statik bir uğultuyum artık
No longer happy dumb
Artık o mutlu cahil (saf) halimden eser yok

Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor
Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor
Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor
Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor

Feeling the glow die inside of our bones
Işıltının kemiklerimizin içinde can çekiştiğini (öldüğünü) hissediyorum
This is a hymn for our love with no God and no throne
Bu, ne bir Tanrısı ne de bir tahtı olan aşkımız için bir ilahi

(Un-un-unravelling)
(Sökülüyor, çözülüyor)

Your eyes go cold at sunrise as we disembark
Biz (gemiden/yoldan) inerken, gün doğumunda gözlerin buz kesiyor
You left me in the dark
Beni karanlıkta bıraktın
An insect trapped in amber
Kehribarın içine hapsolmuş bir böcek
I'm a fading high
Giderek uçup giden bir sarhoşluğum
Our heaven is a lie
Cennetimiz bir yalandan ibaret

Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor
Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor
Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor
Un-un-unravelling
Sökülüyor, çözülüyor

Feeling the glow die inside of our bones
Işıltının kemiklerimizin içinde öldüğünü hissediyorum
This is a hymn for our love with no God and no throne (Un-un-unravelling)
Bu, ne bir Tanrısı ne de bir tahtı olan aşkımız için bir ilahi (Sökülüyor, çözülüyor)

Unravelling
Sökülüp gidiyor

(Un-un-unravelling
(Sökülüyor, çözülüyor)
Un-un-unravelling
(Sökülüyor, çözülüyor)
Un-un-unravelling
(Sökülüyor, çözülüyor)
Un-un-unravelling)
(Sökülüyor, çözülüyor)

Feeling the glow die inside of our bones
Işıltının kemiklerimizin içinde öldüğünü hissediyorum
This is a hymn for our love with no God and no throne (Un-un-unravelling)
Bu, ne bir Tanrısı ne de bir tahtı olan aşkımız için bir ilahi (Sökülüyor, çözülüyor)
And no throne (Un-un-unravelling)
Ve hiçbir tahtı olmayan (Sökülüyor, çözülüyor)

(Un-un-unravelling)
(Sökülüyor, çözülüyor)