The Kinks - Sunny Afternoon (Türkçe Çeviri)

The taxman's taken all my dough
Vergi memuru tüm paramı almıştır

And left me in my sunny afternoon
Ve beni güneş afternoon'da bıraktı

And I don't need to fight
Ve savaşmaya ihtiyacım yok

To prove I'm right
Haklı olduğumu kanıtlamak için

I don't need to be forgiven
Affedilmeye ihtiyacım yok

Yeah, I'm gonna catch you yet
Evet, seni yakalayacağım

The taxman's taken all my dough
Vergi memuru tüm paramı almıştır

And left me in my sunny afternoon
Ve beni güneş afternoon'da bıraktı

Save me, save me, save me from this squeeze
Beni kurtar, beni kurtar, bu sıkıntıdan beni kurtar

I'm a twentieth century man, but I don't wanna be here
Yirminci yüzyıl adamıyım, ama burada olmak istemiyorum

In my sunny afternoon
Güneşli öğleden sonra

The taxman's taken all my dough
Vergi memuru tüm paramı almıştır

Given me a pain
Bana ağrı verdi

And left me in my sunny afternoon
Ve beni güneş afternoon'da bıraktı

And I don't need to fight
Ve savaşmaya ihtiyacım yok

To prove I'm right
Haklı olduğumu kanıtlamak için

I don't need to be forgiven
Affedilmeye ihtiyacım yok

Yeah, I'm gonna catch you yet
Evet, seni yakalayacağım

The taxman's taken all my dough
Vergi memuru tüm paramı almıştır

And left me in my sunny afternoon
Ve beni güneş afternoon'da bıraktı

Scorpions - Wind of Change (Türkçe Çeviri)

I follow the Moskva
Moskova'yı takip ediyorum

Down to Gorky Park
Gorky Park'a doğru

Listening to the wind of change
Değişimin rüzgarına kulak veriyorum

An August summer night
Ağustos ayı bir yaz gecesi

Soldiers passing by
Askerler geçiyor

Listening to the wind of change
Değişimin rüzgarına kulak veriyorum

The world is closing in
Dünya üzerimize kapanıyor

Did you ever think
Hiç düşündün mü

That we could be so close, like brothers
Karşı kardeş gibi bu kadar yakın olabilir miyiz

Blowing with the wind of change
Değişimin rüzgarıyla eserek

Take me to the magic of the moment
Beni anın büyüsüne götür

Where the children of tomorrow dream away
Yarının çocukları hayal kurdukları yer

In the wind of change
Değişimin rüzgarında

Blowing with the wind of change
Değişimin rüzgarıyla eserek

Take me to the magic of the moment
Beni anın büyüsüne götür

Where the children of tomorrow share their dreams
Yarının çocukları hayallerini paylaştıkları yer

With you and me
Seninle ve benimle

In the wind of change
Değişimin rüzgarında

Queen - Bohemian Rhapsody (Türkçe Çeviri)

Is this the real life? Is this just fantasy?
Bu gerçek hayat mı, yoksa sadece bir fantazi mi?

Caught in a landslide, no escape from reality
Bir heyelanın içinde yakalandım, gerçeklikten kaçış yok

Open your eyes, look up to the skies and see
Gözlerini aç, gökyüzüne bak ve gör

I'm just a poor boy, I need no sympathy
Ben sadece bir fakir çocuk, merhamete ihtiyacım yok

Because I'm easy come, easy go, little high, little low
Çünkü ben kolayca gelip gidiyorum, biraz yüksek, biraz alçak

Any way the wind blows doesn't really matter to me
Rüzgar hangi yönde eserse essin, bana gerçekten hiç önemli değil

Mama, just killed a man, put a gun against his head
Anne, sadece bir adamı öldürdüm, silahını başının yanında tuttum

Pulled my trigger, now he's dead, but now I've gone and thrown it all away
Tetiği çektim, şimdi o öldü, ama şimdi her şeyi fırlattım

Mama, oooh, I didn't mean to make you cry
Anne, oooh, ağlatmak istemedim

If I'm not back again this time tomorrow
Eğer yarın bu saatte tekrar geri dönmezsem

Carry on, carry on as if nothing really matters
Sürdür, sürdür hiçbir şeyin gerçekten önemli olmadığından

Adele - Hello (Türkçe Çeviri)

Hello, it's me
Merhaba, ben

I was wondering if after all these years you'd like to meet
Tüm bu yıllardan sonra görüşmek ister misin diye merak ediyordum

To go over everything
Her şeyi görüşmek için

They say that time's supposed to heal ya, but I ain't done much healing
Zamanın seni iyileştirmesi gerektiği söyleniyor, ama ben çok iyileşmedim

Hello, can you hear me?
Merhaba, beni duyabiliyor musun?

I'm in California dreaming about who we used to be
Kaliforniya'da, eskiden kim olduğumuz hakkında hayal kuruyorum

When we were younger and free
Genç ve özgür olduğumuz zamanlar

I've forgotten how it felt before the world fell at our feet
Dünya ayaklarımızın altına düştükten önce nasıl hissettirdiğini unuttum

There's such a difference between us
Aramızda büyük bir fark var

And a million miles
Ve milyonlarca mil

Hello from the other side
Öteki taraftan merhaba

I must've called a thousand times
Binlerce kez aramış olmalıyım

To tell you I'm sorry for everything that I've done
Yaptığım her şey için özür dileyim diye

But when I call, you never seem to be home
Ama aradığım zaman, evde gibi görünmüyorsun

Hello from the outside
Dışarıdan merhaba

At least I can say that I've tried
En azından denediğimi söyleyebilirim

To tell you I'm sorry for breaking your heart
Kalbini kırdığım için özür dileyim diye

But it don't matter, it clearly doesn't tear you apart anymore
Ama artık önemli değil, açıkça seni artık parçalamıyor

Shakira & Burna Boy – Dai Dai (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh (oh-eh)
Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh

You knew from the day you were born
Doğduğun günden beri biliyordun
That here in this place, you belong
Ait olduğun yerin tam da burası olduğunu
You've been this brave all along
Bunca zamandır hep bu kadar cesurdun
What broke you once, made you strong
Seni bir zamanlar kıran şey, daha da güçlü kıldı

Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!

Come follow your desire
Gel ve tutkunun peşinden git
Where there's a will, there's a way
İstek olan yerde her zaman bir yol vardır
You are the owner of that fire
O ateşin sahibi sensin
No one can take it away
Kimse onu senden alamaz

Sweat and blood to write your story
Kendi hikayeni yazmak için kan ve ter...
That is how you paved the way
Yolu işte böyle açtın
You're about to reach the glory
Zafere ulaşmak üzeresin
Only one step away
Sadece bir adım uzakta

All the highs and lows
Tüm o inişler ve çıkışlar
All the tears and the pain
Tüm o gözyaşları ve acı
You've been there through it all, been through it all
Hepsini yaşadın, hepsinden geçtin
Just do it again
Sadece bir kez daha yap

Now you got to believe (I believe)
Şimdi inanman gerek (İnanıyorum)
'Cause you know what it takes
Çünkü ne gerektiğini biliyorsun
To be living my dream
Hayalimi yaşamak için...
At the top of your game
Zirvandayken, yeteneğinin en üst noktasındayken
Feel it, got everything you needed
Hısset bunu, ihtiyacın olan her şeye sahipsin
Now bring it like you mean it
Şimdi tüm varlığınla sahaya koy bunu
Just like you mean it
Gerçekten ister gibi

Dale, no olvide' lo que vale'
Hadi, ne kadar değerli olduğunu unutma
Juega como tú sabes
Oyna bildiğin gibi
Como tú sabe'
Bildiğin gibi oyna

Energy's contagious (you know)
Enerji bulaşıcıdır (bilirsin)
And it never fails (no, no)
Ve asla şaşmaz (hayır, hayır)
No one's getting tired (I know)
Kimse yorulmuyor (biliyorum)
'Cause you got that fire (ayo)
Çünkü sende o ateş var
Dream a little higher
Biraz daha yükseğin hayalini kur
Let's go, let's go, let's go
Hadi gidelim, hadi!
Ayo
Ayo

We've taken all that our hearts can hold
Kalplerimizin taşıyabileceği her şeyi aldık
And we can't hold on to the past no more
Ve artık geçmişe tutunamayız
From the dirt and the tears, we make gold
Tozdan, topraktan ve gözyaşından altın üretiyoruz
And we are more than flesh and bones
Ve biz sadece et ve kemikten daha fazlasıyız

All the highs and lows (highs and lows)
Tüm o inişler ve çıkışlar
All the tears and the pain
Tüm o gözyaşları ve acı
You've been there through it all, been through it all
Hepsini yaşadın, hepsinden geçtin
Just do it again
Sadece bir kez daha yap

Now you got to believe (I believe)
Şimdi inanman gerek (İnanıyorum)
'Cause you know what it takes
Çünkü ne gerektiğini biliyorsun
To be living my dream
Hayalimi yaşamak için...
At the top of your game
Zirvendeyken
Feel it, got everything you needed
Hısset bunu, ihtiyacın olan her şeye sahipsin
Now bring it like you mean it
Şimdi tüm varlığınla ortaya koy bunu
Just like you mean it
Tüm kalbinle yaptığın gibi

Dale, no olvide' lo que vale'
Hadi, ne kadar değerli olduğunu unutma
Juega como tú sabes
Oyna bildiğin gibi
Como tú sabe'
Bildiğin gibi oyna

Pelé, Maradona, Maldini, Romário
Cristiano Ronaldo
El Pibe, Iniesta, Beckham y Kaká
Messi, Mbappé, Salah
Brasil, Uruguay, Argentina, Colombia
US, England, Germany, France
South Africa, España, México, Japan
Korea, Netherlands

Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh (oh-eh)
Oh-eh-oh-eh (oh-eh)
Eh-oh-eh

Knew from the day you were born
Doğduğun günden beri biliyordun
Here in this place, you belong
Ait olduğun yerin burası olduğunu
You've been this brave all along
Bunca zamandır hep bu kadar cesurdun
What broke you once, made you strong (ow)
Seni bir zamanlar kıran şey, daha da güçlü kıldı

Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!
Dai, dai, ikou, dale, allez, let's go
Haydi, bastır, gidelim, hadi, yürü, başlayalım!

Morgan Wallen – Been By Now (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

No need to act surprised
Şaşırmış gibi yapmana gerek yok
I've seen it in your eyes
Bunu gözlerinde gördüm
I feel it when we lie here worlds apart
Burada dünyalar kadar uzak yatarken bunu hissediyorum
It's easier to stay
Kalmak daha kolay
It's easier to say
Bunun artık bu kadar zor olmayacağı bir günün...
That there's gon' come a day it won't be this hard
Geleceğini söylemek daha kolay

Nah, we don't even fight like we used to
Hayır, artık eskisi gibi kavga bile etmiyoruz
We don't even care 'nough to cry no more
Ağlayacak kadar bile umursamıyoruz artık
It's been a hundred nights since I knew you
Seni gerçekten tanıdığımdan beri yüz gece geçti
How long we gonna keep lookin' at that door?
Daha ne kadar o kapıya bakıp duracağız?

If it was meant to be, we'da been by now
Eğer olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
We wouldn't have to keep tryna work things out
Sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmak zorunda kalmazdık
Yeah, baby, we're a breeze when the lights go down
Evet bebeğim, ışıklar söndüğünde hafif bir rüzgar gibiyiz
It wouldn't be so hard when we ain't in the dark
Karanlıkta değilken her şey bu kadar zor olmazdı
If we were in the stars, they'd have lined right up
Eğer yıldızlarda yazılı olsaydık, çoktan hizalanırlardı
Yeah, maybe from the start, we been tryin' too much
Evet, belki de en başından beri fazla zorluyoruzdur
I know you wanna think that it's what we found
Aradığımız şeyi bulduğumuzu düşünmek istediğini biliyorum
But if it was meant to be, we'da been by now
Ama olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu

If I could go and find
Gidip bulabilseydim eğer
The moment or the night
Kalbimin buz gibi soğuduğu
My heart went cold as ice, I'd light the match
O anı ya da o geceyi, bir kibrit çakardım
Don't wanna draw the line
Sınırı çizmek istemiyorum
Don't wanna say goodbye
Hoşça kal demek istemiyorum
But we're just wastin' time, girl, that we don't have
Ama sadece sahip olmadığımız zamanı harcıyoruz kızım

If it was meant to be, we'da been by now
Eğer olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
We wouldn't have to keep tryna work things out
Sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmak zorunda kalmazdık
Yeah, baby, we're a breeze when the lights go down
Evet bebeğim, ışıklar söndüğünde hafif bir rüzgar gibiyiz
It wouldn't be so hard when we ain't in the dark
Karanlıkta değilken her şey bu kadar zor olmazdı
If we were in the stars, they'd have lined right up
Eğer yıldızlarda yazılı olsaydık, çoktan hizalanırlardı
Yeah, maybe from the start, we been tryin' too much
Evet, belki de en başından beri fazla zorluyoruzdur
I know you wanna think that it's what we found
Aradığımız şeyi bulduğumuzu düşünmek istediğini biliyorum
But if it was meant to be, we'da been by now
Ama olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu

Nah, we don't even fight like we used to
Hayır, artık eskisi gibi kavga bile etmiyoruz
We don't even care 'nough to cry no more
Ağlayacak kadar bile umursamıyoruz artık
It's been a hundred nights since I knew you
Seni gerçekten tanıdığımdan beri yüz gece geçti
And I can't spend another lookin' at that door
Ve o kapıya bakarak bir gece daha geçiremem

If it was meant to be, we'da been by now
Eğer olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
We wouldn't have to keep tryna work things out
Sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmak zorunda kalmazdık
Yeah, baby, we're a breeze when the lights go down
Evet bebeğim, ışıklar söndüğünde hafif bir rüzgar gibiyiz
It wouldn't be so hard when we ain't in the dark
Karanlıkta değilken her şey bu kadar zor olmazdı
If we were in the stars, they'd have lined right up
Eğer yıldızlarda yazılı olsaydık, çoktan hizalanırlardı
Yeah, maybe from the start, we been tryin' too much
Evet, belki de en başından beri fazla zorluyoruzdur
I know you wanna think that it's what we found
Aradığımız şeyi bulduğumuzu düşünmek istediğini biliyorum
But if it was meant to be, we'da been by now
Ama olacağı varsa, şimdiye kadar çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu
Been by now
Çoktan olurdu

Reba McEntire – Ring Ring (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

Oh, ring, ring
Oh, çalıyor telefon
Pick up the phone
Aç şu telefonu
Ring, ring
Çalıyor telefon
Is anybody home?
Evde kimse yok mu?
Well I've only got one call
Beni koridorun sonuna götürmeden önce
Before they take me down the hall
Sadece tek bir telefon hakkım var

Oh, this is just a big ol' mess
Oh, bu tam anlamıyla devasa bir karmaşa
They're trying to get me to confess
Bana suçumu itiraf ettirmeye çalışıyorlar
But right now I plead the fifth
Ama şu an susma hakkımı kullanıyorum
I'm not even sure what I did
Ne yaptığımdan tam olarak emin bile değilim

But I've been on my best behavior
Ama ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

But there was something 'bout a pool stick
Ama bir bilardo ıstakası lafı dolanıyordu
Something 'bout a fat lip
Patlamış bir dudakla ilgili bir şeyler vardı
Something 'bout lipstick on my boyfriend's collar
Erkek arkadaşımın yakasındaki ruj lekesiyle ilgili bir şeyler...
A few choice words I apparently hollered
Görünüşe göre toplum içinde bağırdığım
In a public place
Ağır birkaç kelime varmış
Somebody got a drink in the face
Birinin suratına içki dökülmüş
They said I had to be escorted out
Beni dışarı çıkarmak zorunda kaldıklarını söylediler
Well I don't even know what they're talking about
Neden bahsettiklerini bile bilmiyorum valla

'Cause I've been on my best behavior
Çünkü ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

Ring, ring
Çalıyor telefon
Pick up the phone
Aç şu telefonu
Ring, ring
Çalıyor telefon
Is anybody home?
Evde kimse yok mu?
Well I ain't staying here tonight
Bu gece burada kalmayacağım herhalde
Well, I mean, what about my rights?
Yani, haklarım ne olacak benim?

Have you seen this ugly orange suit?
Şu çirkin turuncu mahkûm tulumunu gördün mü?
It don't even match my boots
Çizmelerimle uymadı bile
Just who they think they are
Kendilerini ne sanıyor bunlar?
Oh, I didn't even hit her that hard
Oh, kıza o kadar da sert vurmadım ki!

Well, I've been on my best behavior
Pekala, ben en uslu halimdeydim
And honestly, I don't remember
Ve dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

But there was something 'bout a bar stool
Ama bir bar taburesi lafı geçti
Something 'bout a broke tooth
Kırık bir dişle ilgili bir şeyler vardı
Well, I swear I don't even know no Linda
Yemin ederim Linda diye birini tanımıyorum bile
Or how her chair got thrown through the window
Ya da oturduğu sandalyenin pencereden dışarı nasıl fırlatıldığını...
Just look at me
Şu halime bir baksanıza
I couldn't hurt a flea
Pireyi bile incitemem ben
You know, I'm only five foot two
Biliyorsunuz, boyum sadece 1.57
Even in my high heel boots
Yüksek topuklu çizmelerimle bile!

Plus, I've been on my best behavior
Üstelik ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

Oh, y'all, I've been on my best behavior
Oh, millet, ben en uslu halimdeydim
Honestly, I don't remember
Dürüst olmak gerekirse, hiç hatırlamıyorum

Ring, ring (ring, ring)
Çalıyor (çalıyor)
I said ring, ring (ring, ring)
Çalıyor dedim (çalıyor)
Ring, ring
Çalıyor telefon
Is anybody home?
Evde kimse var mı?
Anybody?
Kimse yok mu?
Y'all gon' come pick me up, right?
Beni gelip alacaksınız, değil mi?
Come on
Hadi ama
Please?
Lütfen?

Victoria Monét – Reach Out (Türkçe Çeviri) Şarkı Sözleri

I-I
(Ooh, ooh)

You live your life
Sen kendi hayatını yaşıyorsun
And I am living mine
Ben de kendi hayatımı yaşıyorum
But I know we fantasize
Ama biliyorum ki ikimiz de hayal ediyoruz
How it would feel if our worlds collide tonight
Dünyalarımız bu gece kesişse nasıl hissettireceğini...

'Cause we know that every summer, miss each other
Çünkü biliyoruz ki her yaz birbirimizi özlüyoruz
I forever wanna be your lover
Sonsuza dek senin sevgilin olmak istiyorum
I forever wanna be your love
Sonsuza dek senin aşkın olmak istiyorum

When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın (elini uzattın)?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir (sonsuzluk) oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni (sonsuza dek) bekletme
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you—
En son ne zaman sen—

Think it's time that you
Bence artık zamanı geldi
Think it's time that you (I think it's time)
Bence artık zamanı geldi (Bence zamanı geldi)
Last time that you (Time I be aligned with you)
En son sen (Seninle aynı hizada/bağdaşma zamanım)
Think it's time that you
Bence artık zamanı geldi
Think it's time that you
Bence artık zamanı geldi
Last time that you
En son sen...
Think it's time that you (You know it's true)
Bence artık zamanı geldi (Gerçek olduğunu biliyorsun)
Last time
Son kez

Every summer, miss each other
Her yaz birbirimizi özlüyoruz
I forever wanna be your lover
Sonsuza dek senin sevgilin olmak istiyorum
I forever wanna be your love
Sonsuza dek senin aşkın olmak istiyorum

When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you—
En son ne zaman sen—

It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...
It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...
It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny (I know you've got so much you want to say)
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his (Söylemek istediğin çok şey olduğunu biliyorum)
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...
It's a rhythm, it's a feelin' you can't deny
Bu bir ritim, inkar edemeyeceğin bir his
When you know that you're supposed to be mine
Benim olman gerektiğini bildiğinde...

When's the last time that you (Reach out; Ooh)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu
But I like when you (Reach out)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever; Reach out)
Beni sonsuza dek bekletme (Ulaş bana)
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
Probably been for (Ever; Forever)
Muhtemelen bir sonsuzluk oldu (Sonsuzluk)
But I like when you (Reach out; Ooh, hey)
Ama bana ulaşman hoşuma gidiyor
Don't have me wait for (Forever)
Beni sonsuza dek bekletme
When's the last time that you reach out? (Ooh, ooh)
En son ne zaman bana ulaştın?

Reach out in paradise (Reach out)
Cennetin içinde ulaş bana
We'll stay on each other's mind
Birbirimizin aklında kalacağız
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?
When you gon' give some time to me? (Reach out)
Bana ne zaman biraz vakit ayıracaksın? (Ulaş bana)
When's the last time that you (Reach out)
En son ne zaman bana ulaştın?