Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Endülüs'e Veda - Yavuz Bahadıroğlu


Yazarı: Yavuz Bahadıroğlu
Yayınevi: Nesil Yayınları
Yayın Yılı: 2010 (75. Baskı)
270 sayfa

Endülüs fatihi, büyük İslam kumandanı Tarık Bin Ziyad'ın ne zorluklarla geldiği ve büyük çabalar sonucu kurduğu büyük devletin, nasıl yıkıldığını kurgulayan başarılı bir roman Endülüs'e Veda.

Taht sevdası yüzünden dönen entrikalar, herkesin brütüse dönmesi, hain planlar hepsi ve daha fazlası Endülüs'e Veda'da.

Ne Demiş Albert Camus - Ömer Sevinçgül


Yayınevi: Carpe Diem
Yazarı: Ömer Sevinçgül
Yayın Yılı: 2010, 4. baskı
200 sayfa
ISBN:9756107049


Bu kitap, varoluşçuluk akımının öncülerinden olan Cezayirli yazar Albert Camus'un eserlerinden seçilen bölümlerin derlenmesiyle oluşturulmuş.

Birkaç yıl önce üniversitenin kütüpahnesinde bir arkadaşımla bu kitabı alıp, birkaç sayfa okumuştuk, okuduğumuz bölüm 148. sayfada başlayan "evlenmek ciddii bir iştir"di. bu kitabı alıp okuruz demiştik, aradan birkaç yıl geçti ve aldım bu kitabı. İlk önce yine o bölümü okudum.

Kitaptan:

Herşey bitince ilkbaharda hissettiğim şeyleri yazacağım. tesadüfi küçük şeyleri... (sf:67)


Bu yüzyılın zavallılığı...
yakın geçmişe kadar kötü eylemlerin haklılığını ispatlamak gerekiyordu, bugünse iyi eylemlerin haklılığını ispatlammak gerekiyor. (sf:100)


Adaleti besleyen düzen değildir, düzeni ortaya koyan, gün ışığına çıkartan adalettir. (sf:133)


Carpe Diem'den bir diğer kitap: Ne Demiş Dostoyevski

Ne Demiş Dostoyevski - Esra Uluç


Yayınevi: Carpe Diem
Yazarı: Esra Uluç
Yayın Yılı: 2010, 5. baskı
160 sayfa
ISBN:9756107006

Ne Demiş Dostoyevski, askerde okuduğum kitaplardan. Carpe Diem'den daha önce tolstoy'dan ruha dokunan düşünceleri okumuştum.

Bu kitabı okuduğum günlerde hergün kar yağıyor, bizde karları kürüyorduk. müthiş bir bıkkınlık çökmüştü üzerimize. soğuktan ayaklarımızı hissetmiyor, uzun süre nöbet kulübesinde sabit duramıyordum. Kitap okumak istiyordum ama sürekli ara verince okuduğum yeri hatırlamak için tekrar etmek zorunda kalıyordum. Bu kitabı seçmemin öncelikli nedeni bundan kaynaklanıyordu, okuduğum yeri tekrar okumak zorunda kalmıyordum :) Ayrıca Dostoyevski'yi çok beğenirim, kitapları bende iz bırakmıştır.

Yazar bize kitapta önce Dostoyevski'yi tanıtıyor, bizi ona hayran bırakıyor. Kitaba konsantre olmamız için güzel bir yol izlenmiş. Devamında Dostoyevski'nin kitaplarından seçilen bölümler, cümleler; farklı başlıklar altında sunulmuş.

Kitaptan:

Buradan git, mağrur adam. Biz vahşi ve yasasızız. Ne işkence yaparız, ne de ceza veririz. (sf: 63)


Bilginlerimizn halka çok bilgi verebilmesine imkan yoktur. hatta kesin olarak söyleyebilirim ki, aksine, onlar birçok konuyu halktan öğrenmelidir. (sf: 161)


Eğer sen, başkalarından kendine saygı beklersen bu onlar için büyük bir şeydir. Ama sen kendine saygı duyabilirsen diğerleri de sana saygı duymaya mecbur kalırlar. (sf: 164)

Toprak Ana - Cengiz Aytmatov


Yanınevi: Mola Kitap
Basım Yılı: 2010
Sayfa Sayısı: 90

Kitabı askerliğim sırasında bir arkadaşımın tavsiyesiyle Ağrı'dan almıştım, orada okuma fırsatı bulamamıştım. Birazda kendim geciktirdim, okumaya değer görmedim ama yanılmışım. Evden çarşıya belediyeyle 40 dakikada gidiliyor ve yol bir türlü bitmek bilmiyor. Geçen gün, bu kitabı yanıma alayımda giderken okurum dedim. Gidene kadar biraz okudum ve az önce elime aldım ve bitirdim kitabı.

Kitabın konusu şöyle; Tolongay Ana hayatını Kırgız topraklarını işlemekle geçirmiş, çok mücadeleler vermiş bir ana, eş ve eşşiz bir kaynanadır. 3 çocuk yetiştirmiş, birini henüz evlendirmişken ikinci dünya savaşı başlar. Önce çocuklarını ardından kocasını yollar savaşa. Geliniyle yalnız kalır, yılmadan çalışırlar. Çekmediği dert, çile kalmaz ama savaş bitecek, kocasına ve çocuklarına kavuşacak diye hep umutludur.

Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk kitabıydı; bu kadar dram dolu bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum.

yarından korkmuyorum - bir asker

Google Books'u twitterdan takip etmeye başkadım hergün bir kitap linki veriyorlar ve ktaptan bir cümle yazıyorlar. Bende mümkün olduğunca bunları çevirip buraya yazmayı düşünüyorum.

"Dünü yaşadığım ve bugünü sevdiğim için yarından korkmuyorum."

"I am not afraid of tomorrow, for I have seen yesterday and I love today."

Kitap: With Love Stan: A Soldier's Letters from Vietnam to the World Karen
Yazarı: Ross Epp

Uçurum Halkı - Jack London


Yazarı: Jack London
Sayfa Sayısı: 208
Türü: Roman (Çeviri)
Çeviren : Ziya Gün

Yazar 1903 yılında Londra'da kimsenin gitmek istemediği bir bölgeye gidiyor ve orada gördüğü sefaleti aktarıyor. Kapitalizmin müthiş bir eleştirisi.

Elimdeki kitap yukarıdaki resimde görülen baskıdan, şimdi kitaplar "Uçurum İnsanları" adıyla basılıyor.

Karikatürlerle Hafıza Geliştirme - Bülent Oktay


Yazarı: Bülent Oktay
Türü: Kişisel Gelişim
Sayfa Sayısı : 142

"Kötü hafıza yoktur, eğitilmemiş hafıza vardır." diyerek pozitif bir mesaj veriyor kitap. Faydalı yöntemler var ancak bunları uygulamalısınız. Sadece kitabı okuyunca pek faydalı olmuyor.

2 yıl önce Pozitif Yayıncılık'tan çıkan baskısını almıştm, şimdi Babıali Kültür Yayıncılığı baskısı var.

Baraka "Trajedinin Sonsuzlukta Buluştuğu Yer" William P. Young


Yayın Yılı: 2009
280 sayfa
Roman (çeviri)
Yazarı: William P. Young

Okuduğuma pişman olduğum nadir kitaplardan. Nasil bir ruh haliyle almışım kitabı onu da hatırlamıyorum. Kitabı askerde okudum, o sırada elimde bu dahil ik kitabım vardı. Yoklukta gider bile diyemeyeceğim bu kitap için.

Adamın teki ailesiyle tatilde, kızı Missy'yi kaçırıyorlar, böyle heyecanlı başlıyor kitap. Sonra, yok efendim posta kutusunda barakaya gel tarzında bir not buluyor, yıllar sonra aklına geliyor o yazı ve barakaya gidiyor. 3 kişi çıkıyor karşısına; bunlar baba, oğul ve kutsal ruh. yok yaa. zar zor okumuştum kitabı ve şimdi hatırladım, üzerinde bestseller yazıyordu; o yüzden almıştım :S

Kindle, Wi-Fi, Graphite, 6" Display with New E Ink Pearl Technology - includes Special Offers & Sponsored Screensavers

elveda "deli defteri"

abonesi olduğum tek dergi kepenkleri indiriyor ya, çok zoruma gitti. keyifle okuduğumuz kaç degi var ki? onlara da sahip çıkamıyoruz. yazık bize.

dram komedisinin şahane örnekleriyle dolu, muhteşem sayılar hazırladılar. Fernando Sorrentino'dan Woody Allen'a birçok değerli ustadan çeviriler yaptılar. bunları yapanlar hep genç arkadaşlardı.

canın mı sıkıldı? al oku, keyfin yerine gelsin. 2 lira lan fiyatı.

elin arjantinlisi derginin kapanacağı duymuş ve üzüntüsünü ifade eden bir mesaj yayınlamış. bizde daha öyle bir derginin var olup olmadığı bilinmiyor. çok sinirlendim şimdi. "bu nesil hiç kitap okumuyor" diye bir cümleye başlayasım geldi. neyse artık...

"sevemedim vedaları" çalıyor kolera'dan.

Fernando Pessoa'nın Sandığı


Fernando Pessoa'nın öldükten sonra geride bıraktığı eserler hep bu sandığın içindeydi. Yaşadığı dönemde yalnız bir kitap yayınlamış ve bazı dergilerde şiirler yayınlamıştı. Sandığında ise 25.000'in üzerinde metin bulundu. Bu metinleri 70'in üzerinde farklı kişilikle (heteronym) ile yazdı.

Malesef bu sandıktaki eserlerin henüz yarısının bile yayınlanmadığı söyleniyor.

Anarşist Banker - Fernando Pessoa


Paranın iktidarını inceden alaya alan 88 sayfalık bir Fernando Pessoa kitabı.

İki arkadaş yemeği bitirmiştir. Biri "Sohbet can çekişerek ilerlemiş, artık bir ölü gibi aramızda yatıyordu" (sf: 7) diye aklından geçirir ve diğerine "Sadede gelecek olursak, geçenlerde bana, eskiden anarşist olduğunuzu söylediler..." der.

Arkadaşı da hala anarşist olduğunu ve hem de banker olduğunu söyler. Bu iddiasını diğerine ispatlamaya çalışır. Diğeri sabırla dinler, arada bir (özellikle sonlara doğru) inceden laf giydirir.

Popüler Kültür - Ozan Örmeci


Popüler Kültürle ilgili okuduğum ilk kitaptı. 80 sayfa ve gayet doyurucu.

Başlarken Foucault, Theodor Adorno ve Edward Said ile bilgiler veriliyor. Kitapta verilen örneklerde bu kişilerin düşünceleri arasında bağlar kuruluyor. Duyduğumuz, gördüğümüz, bildiğimiz şeylerle ilgili örnekler verilerek ilginç tespitler yapılıyor.

Uzaklıklar, Eski Denizler – Fernando Pessoa


Çeviren: Cevat Çapan
Yayınevi: Can Yayınları
Yayın Yılı: 2009
Sayfa Sayısı: 112 sayfa

Fernando Pessoa'nın kendi kişiliği ve üç farklı kişiliğinin (Alberto Caeiro, Alvaro de Campos ve Ricardo Reis) şiirlerinin yer aldığı muazzam bir kitap.

Kitap, Cevat Çapan'ın Pessoa ile ilgili bir yazısı ile başlıyor. Sonrasında Üstad Alberto Caeiro'nun kendine özgü şiirleri yer alıyor.

Tutkum ve isteklerim yok benim
Şair olmak bir tutku değil benim için,
Bu benim yalnız olma yolum.
(sf: 18)

Alvaro de Campos'un ödüllü şiiri Denize Övgü şiiri ve diğer bazı şiirlerine yer veriliyor. Denize Övgü şiirinde Pessoa inanılmaz tasvirler ve hayranlık uyandırıcı ifadeler kullanıyor. Yeter ki denizde olsun, denizi görsün, bir gemi görsün ona yeter. Şiirden birkaç dize:

Bana istediğinizi yapın, yeter ki denizde olayım,
güvertede, dalgaların üstünde,
yaralayın, öldürün, gövdemi parçalayın!

(sf: 48)

Yolculuklar şimdi de eskiden olduğu gibi güzeş
Ve bir gemi sırf gemi olduğu için her zaman
güzel olacak
Yolculuklar hala yolculuk ve uzaklar hala oldukları
yerde -
Hiçbir yerde. Tanrı'ya şükür!
Limanlar türlü türlü vapurlarla dolu!

(sf: 65)

Sonrasında Ricardo Reis'in hiçlik, mutluluk, sadeliği anlatan şiirleri yer alıyor.

Tanrılardan tek dileğim
Onlardan bir şey istememeyi bağışlamalarıdır bana
(sf: 83)

Kitap, Fernando Pessoa'nın kendi imzasını taşıyan şiirler ve bir kronoloji ile sonlanıyor.

Şeytanın Saati - Fernando Pessoa (A Hora do Diabo)


Şeytanın Saati, Fernando Pessoa öldükten sonra bulunan bir sandık dolusu metinlerin arasından çıkan eserlerinden biri. Anlatı niteliğinde, 43 sayfalık bir kitap. Işık Ergüden'in çevirisiyle Can Yayınlarından 2008 yılında çıktı.

No light, but rather darkness visible.
Bu yalımlardan, ışık değil,
görünür bir karanlık fışkırır.
dizeleriyle başlıyor.

Fernando Pessoa: 20. Yüzyılın Yalnızı - Adnan Özer, Rüstem Aslan



2000 yılında Adnan Özer ve Rüstem Aslan'ın yazdığı, Everest Yayınlarından çıkan, 398 sayfalık harika bir inceleme/Biyografi.

Bu kitabı okumamın sebebi şu; geçtiğimiz yıl Meksika Sınırı programında Adnan Özer konuktu ve Fernando Pessoa'dan bahsetti, sonra aşağıdaki olayı anlattı.

"Fransız şair ve çevirmen Remy Dor'dan dinledim. Remy Dor, babasının -ki o da çevirmenmiş- bütün çevirmenlik hayatını bir tek şiiri çevirmeye adadığını söyledi. O şiir de Fernando Pessoa'nın "Tabaceria" (Tütüncü Dükkanı) isimli şiiridir. Remy her basımında yapılan değişikliklerle bitmez gibi görünen bu çabayı saygıyla karşılar, fakat her seferinde itirazda bulunurmuş: Hayır, o dize öyle çevrilmez, bu yorum kısır, şu yorum aşırı türünden. Babası böyle bir uğraş içinde öldüğünde Remy ne yapmış dersiniz?! Şimdi "Tütüncü Dükkanı"nı o çeviriyor. Hem de her basımında değişiklikler yaparak." (Kitabın giriş bölümünde sf: xx)

Kitapta Pessoa'yla ilgili kafalarda oluşan birçok soruya cevap veriliyor. Yaşamı, kimlikleri, seçilen bazı şiirleri ve fotoğrafları bu kitapta bulmak mümkün.

Filin Yolculuğu - José Saramago


Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar José Saramago'nun hasta yatağında eşinin yardımıyla yazdığı son kitabı A Viagem do Elefante, Pınar Savaş'ın çevirisiyle Turkuvaz Kitap'tan 2009'da çıktı. Kitap 198 sayfa ve fiyatı 15 TL, kitapyurdu gibi sitelerden daha ucuza bulmak mümkün.

Çevirmen kocaman bir teşekkürü hak ediyor; noktalama işaretlerinden sadece nokta ve virgülün kullanıldığı, diyalogların sadece virgülle ayrıldığı ve yer yer yarım sayfayı bulan cümlelerin olduğu bu kitabı çevirmek hayli zor olsa gerek.

16. yüzyılın ortalarında Portekiz kralı III. Juan kendisine Hindistan'dan getirilen bir fili, o sırada İspanya'da bulunan Avusturya arşidükü Maximillian'a hediye olarak yollamayı düşünür. Hazırlıkla yapılır, fil (süleyman) beraberindeki askerlerle beraber yaya olarak yola koyulur. (roman gerçek bir olaya dayanmaktadır)

Saramago Süleyman'ın gizemli, sıkıntılı, keyifli Lizbon - Viyana yolculuğunu anlatırken arada bir doğrudan okuyucuya dönüyor, sohbet ediyor.

Hayatın bir sürü kartı vardır kuşkusuz ve en umulmadık anlarda masaya sürer.

Fernando Pessoa


Fernando Pessoa, Lizbon'da yaşamış, değişikliği sevmemiş, bir şirkette iş mektuplarını Fransızca ve İngilizceye çevirme işiyle meşgul olmuş, hayatı boyunca sevdiği yalnız bir kadın olmuş (Ophelia), yaşadığı dönemde sadece bir kitap yayınlamış (İleti), farklı isimlerle eserler yazmış, 30 Kasım 1935'te öldüğünde arkasında bir sandık dolusu eser bırakmış, dünyanın en gizemli ve en büyük yazarlardan biridir.

Fernando Pessoa Resimleri




Etiketler: Fernando Pessoa's Photos, Fernando Pessoa's Pictures, Fotos de Fernando Pessoa, Fernando pessoa resim

Fernando Pessoa'nın Son Üç Günü - Antonio Tabucchi


Can Yayınlarından çıkan 58 sayfalık bir kitap. Fiyatı 3 TL.

İtalyan yazar Antonio Tabucchi, Fernando Pessoa'nın bütün eserlerini İtalyancaya çevirmiş. Bu kitapta yazanlar gerçek olaylar değil, Tabucchi'nin hikayeleridir.

Fernando Pessoa hastaneye gitmek üzere evinden çıkar, arkadaşları gelir ve hastaneye kadar ona eşlik ederler. Arkadaşları yanından ayrılınca; Pessoa'yı kitaplarında kullandığı isimler ziyarete gelir ve birer birer onlarla vedalaşır.

20. Yüzyılın Yalnızının vedası...

The Twilight Saga: Eclipse (2010) Fragman


Filmler peşi sıra geliyor. Serinin üçüncü filmi 30 haziranda vizyona girecek, diğer iki filmden daha güzel olması bekleniyor. Serinin üçüncü kitabı ilk ikisine göre daha heyecan vericiydi. Gerçi dördüncü kitap hepsini döver ama olsun sırada üçüncü film var.

Alice Cullen'ı daha cok görmek istiyorum sayın yetkililer.

Tutulma'nın ilk fragmanı geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Buyrun.

George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)


Bu kitap, Can yayınlarının en çok satanları arasında yer alıyor, 268 sayfa.

George Orwell 1903-1950 yılları arasında yaşamış, kitabın asıl adı Son Adam (The Last Man in Europe) olacakmış ama bazı nedenlerden dolayı kitaba bu isim verilmiş.

Kitap 1984 yılında ilgiltere topraklarında geçiyor, tek parti yönetimi mevcut ve parti halk üzerinde müthiş bir korku ve beyin yıkama faaliyetinde bulunuyor. Her yerde tele ekranlar, gizli kameralar , mikrofonlar var, herkes dinleniyor, gözleniyor, yanlış bir harekette bulunan anında buharlaştırılıyor.

İnsanlar duygularından arındırılıyor ve yaptıkları herşeyin parti için yapılması gerektiğine inandırılıyor. Birisinin, partiye karşı gelmeyi düşündüğü farkedilse bile günlerce , aylarca belki de yıllarca işkenceye maruz bırakılıp öldürülüyor. Okurken bile dehşete kapılılıyor insan..

Kitabı okumayı düşünenler aşağıdakileri okumasa daha iyi olur. Spoiler içerir.

sayfa 208'de geçen bir olay

Winston işkence görmeden önce kendi kendine sorar: "Eğer acımı iki katına çıkarıp Julia'yı kurtarabilsem, bunu yapar mıydım?" (Julia: sevdiği kız)

(Az sonra gardiyan Winston'un dirseğine copla hayal edemeyeceği bir şekilde vurur.)
...
Gardiyan kasıklarını tutarak gülmekteydi. Ama bir soru yanıtlanmıştı. Hiçbir zaman, nedeni ne olursa olsun, acınızın artırılmasını isteyemediniz. Acı içinde tek bir şey isteyebilirdiniz; durmasını. Dünyada hiçbir şey fiziksel acıdan daha kötü olamazdı. Acının karşısında kahramanlık yoktu, yerde işe yaramaz sol kolunu tutarken defalarca düşündü bunu.