Lake Of Tears etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lake Of Tears etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lake Of Tears - Upon The Highest Mountain (Türkçe Çeviri)


Lake Of Tears - Upon The Highest Mountain (Türkçe Çeviri)

I wish, I dream, a dream of mountains high
Diledim, hayalini kurdum dağların doruklarının
Where I can sit and look down hills, and say
Oturup tepelerden aşağı tepelere bakabileceğim
" This is I"
ve "Ben buyum" diyebileceğim
I wish, I dream,a dream of mountains high
Diledim, hayalini kurdum dağların doruklarının
Where I can stand and raise my hands, and touch the sky
Durup ellerimi kaldıracağım ve gökyüzüne dokunacağım yerleri

A streak of light, opened in the darkness
Karanlıkta bir ışık huzmesi belirdi
"Little child, welcome to the outer realms
“Ufaklık, gerçek dünyaya hoşgeldin
This is your kingdome, this is your destiny"
Bu senin krallığın, bu senin kaderin”
That little child, that little child was me
O çocuk, o ufaklık bendim

Lake Of Tears - U.N.S.A.N.E. (Türkçe Çeviri) Dinle


Lake Of Tears - U.N.S.A.N.E. Dinle

Lake Of Tears - U.N.S.A.N.E. (Türkçe Çeviri)


Oh I know you dream
Hayal kurduğunu biliyorum
So wild and free
Vahşi ve özgür
You're kept in chains
Zincirlere vurulmuşsun

I can hear you scream
Çığlığını duyabiliyorum
I feel your need
Muhtaç olduğunu biliyorum
For lust and love and flames
Şehvete ve aşka ve aleve

Unsane
Unsane


When you're cold and down on your knees
Üşüdüğünde ve dizlerinin üzerine çöktüğünde
In the pouring rain
Sağanak yağmur sırasında
Come on feel my touch, baby, come feel the flame
Hadi dokunuşumu hisset, bebeğim, gel alevi hisset
Punishment and pain
Ceza ve acı

Let me be your dream
Düşün olmama izin ver
I can set you free
Seni özgür bırakabilirim
Save you from this cage
Bu kafesten kurtarabilirim

I can hear you scream
Çığlığını duyabiliyorum
Let me set you free
Seni özgür bırakabilirim
Oh I can't wait
Oh bekleyemiyorum


Unsane
Unsane


When you're cold and down on your knees
Üşüdüğünde ve dizlerinin üzerine çöktüğünde
In the pouring rain
Sağanak yağmur sırasında
Come on feel my touch, baby, come feel the flame
Hadi dokunuşumu hisset, bebeğim, gel alevi hisset
Punishment and pain
Ceza ve acı

Come to me
Bana gel
I can set you free
Seni özgür bırakabilirim
Free from your chains
Zıncirlerini çözebilirim

When you're cold and down on your knees
Üşüdüğünde ve dizlerinin üzerine çöktüğünde
In the pouring rain
Sağanak yağmur sırasında
Come on feel my touch, baby, come feel the flame
Hadi dokunuşumu hisset, bebeğim, gel alevi hisset
Punishment and pain
Ceza ve acı

When you're cold and down
Üşüdüğünde ve düştüğünde
In the pouring rain
Sağanak yağmur sırasında
Feel my touch, baby, feel my flame
Dokunuşumu hisset, ateşimi hisset
Come to me

Lake Of Tears - Midnight Madness (Türkçe Çeviri) Dinle



Lake Of Tears - Midnight Madness Dinle

Lake Of Tears - Midnight Madness (Türkçe Çeviri)

Midnight madness and emptiness
geceyarısı cinneti ve boşluk
In darkness, cold and lifeless
karanlıkta, soğuk ve cansız

Where the sky is bloodred
gökyüzünün kan kırmızısı olduğu yerde
Life's a wicked thing
hayat kötü bir şey

Midnight madness, mist and sorrow
geceyarısı cinneti, buğu ve keder
Hopelessness and no tomorrow
umutsuzluk ve yarınsızlık

Where the sky is bloodred
gökyüzünün kan kırmızısı olduğu yerde
Life's a bitter thing
hayat acı bir şey
Cold and dead
soğuk ve ölü
Black as burnt skin
yanmış bir ten gibi siyah
Black as burnt skin!
yanmış bir ten gibi siyah!

Midnight madness!
geceyarısı cinneti

Midnight madness
geceyarısı cinneti
Midnight madness
geceyarısı cinneti

Where the sky is bloodred
gökyüzünün kan kırmızısı olduğu yerde
Life's a bitter thing
hayat acı bir şey
Cold and dead
soğuk ve ölü
Black as burnt skin
yanmış bir ten gibi siyah
Black as burnt skin!
yanmış bir ten gibi siyah!

Çeviri: http://mckahveci.blogspot.com/

Lake Of Tears - Behind The Green Door (Türkçe Çeviri) Dinle


Lake Of Tears - Behind The Green Door Dinle

Lake Of Tears - Behind The Green Door (Türkçe Çeviri)

Let me taste your lips
dudaklarını tatmama izin ver
Let me touch your skin
tenine dokunmama izin ver
With my fingertips
parmak uçlarımla
I'm coming in
içeri giriyorum

Your taste within my mouth
tadın dudağımda
Your scent upon my skin
kokun tenimde
Your lipstick on my cigarette, fading
sigaramdaki rujun, soluyor

Let us play tonight
hadi bu gece oynayalım
Let us live in sin
hadi günah içinde yaşayalım
When the lights go out
ışıklar söndüğünde
I'm coming in
geliyorum

Your taste within my mouth
tadın dudağımda
Your scent upon my skin
kokun tenimde
Your lipstick on my cigarette
sigaramdaki rujun
Fading
soluyor

Çeviri: http://mckahveci.blogspot.com/

Lake Of Tears - Illwill (Türkçe Çeviri) Dinle


Lake Of Tears - Illwill Dinle


Lake Of Tears - Illwill (Türkçe Çeviri)

Poison in my blood, running through my veins
Kanımdaki zehir, damarlarımdan hızlıca akıyor
Panic disorder, growing, just the perfect day
Panik atak, büyüyor, kusursuz günle beraber

Fever in my mind, my vision's getting dim
Yanıp tutuşuyorum, görüşüm donuklaşıyor
A purple tone is spreading on my pale skin
Solgun tenimde mor bir ton yayılıyor

A cold place, such a cold place
Soğuk bir yer, öyle bir soğuk ki

Time is standing still but life is fading fast
Zaman hala duruyor ama hayat çabuk tükeniyor
Am i still here dreaming or am i dead at last
Hala burada hayal kuruyorum ya da sonunda öldüm

A cold place, such a cold place
Soğuk bir yer, öyle bir soğuk ki

Can't wake, i hang for my mistakes
Uyanamıyorum, hatalarımdan dolayı asılıyorum
Cold fact, my life will always be black
Yalın gerçek, hayatım hep kötü olacak
Dead race, a bitter place, cold,
Ölü yarış, acı bir yer, soğuk
Black, fucked!
Karanlık, lanet!

Lake Of Tears - The Homecoming (Türkçe Çeviri)




Lake Of Tears - The Homecoming (Türkçe Çeviri)

It's the way of a cosmic sailor, in a boat in the night,
Bu bir kozmik seyyahın yolu, gece sandalda,
But the wolves are not scaring him, he is alright.
Ama kurtlar onu korkutmuyor, o iyi.
Just the day, just the day away, I can feel it sometimes,
Tıpkı, geçen gün gibi, bazen hissediyorum.
But the wolves are not scaring me, I long for twilight.
Ama kurtlar beni korkutmuyor, alacakaranlığı bekliyorum

Then with the morning comes
Sonra sabah olur
The sun that finds them all,
Güneş hepsini bulur,
So divides the night and they die.
Gece bölünür ve onlar ölür
And with the morning sun
Ve sabah güneşiyle
A lonely teardrop falls down from my eye... and I die.
Yalnız bir gözyaşı gözlerimden akar… ve ben ölürüm.

But where, where did all the cosmic sailors come from
Ama nereden, kozmik seyyahlar nereden geliyor
Far away, from across the sea ?
Uzaklardan, deniz öbür tarafından mı?
And where, where have all the cosmic sailors now gone ?
Ve nereye, kozmik seyyahlar şimdi nereye gittiler?
And the night that showed them all to me ?
Ve bana onları gösteren gece?

On the waves of this silver ocean, for a while there he smiles...
Gümüş okyanusun dalgaları üzerinde, gülümsüyor…
As he sails with the other ones, the wind dies.
Diğerleriyle yola koyulduğunda, rüzgar ölüyor.
So a cry, so a cry is calling all the wolves among the night
Bu yüzden ben ağlıyorum, ağlamamla bütün kurtlar geceden geliyor
As I sail with the other ones I find them alright.
Ben o seyyahlara katıldığımda, onları iyi buluyorum.

Then with the morning comes
Sonra sabah olur
The sun that finds them all,
Güneş hepsini bulur,
So divides the night and they die.
Gece bölünür ve onlar ölür
And with the morning sun
Ve sabah güneşiyle
A lonely teardrop falls down from my eye... and I die.
Yalnız bir gözyaşı gözlerimden akar… ve ben ölürüm.

... And I... die...
… Ve ben… ölürüm.



Lake oftears'ın en beğnilen parçalarından biri de budur herhalde. 1999 yılında çıkarılan Forever Autumn albümünde yer almakta.

Lake Of Tears - Twilight (Türkçe Çeviri)


http://lyricskeeper.it/pics/L/a/k/Lake-Of-Tears-3-big-large.jpg



Lake Of Tears - Twilight (Türkçe Çeviri)


Sleeping twilight, slumber shall divide
Alacakaranlık uykuda, bu uyku paylaşılmalı
Beware the moon mans hypnotizing eye
Ay adamlarının büyüleyici gözlerinden sakın
Spheres of silver, lit upon the sky
Gümüş küre kısa sürede
Short is the time…
Gökyüzüne saplanıyor…

The day fades away
Gün yavaş yavaş kararıyor
The night closes in on your way
Gece yolunu kesiyor

Weeping twilight, silver tears you cry
Alacakaranlık ağladığında gümüş gözyaşları dökersin
Seeds of starlight turns day into night
Yıldız ışıklarının tohumu gündüzü geceye çeviriyor
Burning horizon, fruits of gold to drown
Evreni yakıyor,  altın meyveler boğuluyor
Soon to be gone ...
Ölümü yakındır

The day fades away
Gün yavaş yavaş kararıyor
The night closes in on your way
Gece yolunu kesiyor


Lake of Tears İsveçli metal müzik grubu, yukarıdaki parça 1995 yılında çıkardıkları Headstones albümünde yer alıyor. Grup 1993'ten bu güne kadar 11 albüm çıkardı, nedendir bilinmez ama çok az şarkı için klip çektiler. Sözlerdeki meyveler bölümüne pek anlam veremedim, yanlış olabilir :)